Toplumsal hayat, sevmediklerimizi sever gibi yaptığımız iki yüzlü bir yaşama alanıdır. Varoluşun trajedisi şudur ki, içine girdiğimizde de dışında kaldığımızda da acı çekeriz.
Bir boşluk yontucusuyum senden sonra Hatice.
Dünyanın yanlışını adını yazarak düzeltiyorum
Çiçeklerin kokularını değiştirdim, çoğalttım
Çocukların sevinçlerini değiştirdim, çoğalttım
Bıraktığın yalnızlığı bile seninle yeniden kurdum
Yolların iki ucundan da ayrılığı kaldırdım.
Tanrıya dedim ki
"Ben de halimce Bedreddinem"
Sen Hatice'yi götürmeseydin ben getirmeyecektim
Hangimizin yaptığı aşk sence
Hangimizin yaptığı ölüm?
Sevmek
Arzu mu, haz mı, sessizlik mi
Durmadan konuşmak mı
Suya bakmak mı, "göğe bakmak" mı
Ak göğsün üstü mü
Parmakların mı, kirpiklerin mi
Topukların mı, dilin mi
Pencerelerin buğusu mu sevmek
Bacalardan yıldızlara karışan can tütünü mü
Sevmek sen misin, senin sevdiğin her şey mi
Çiçek açmış bütün ağaçlar mı yoksa
Bulanık suların derininde akan mi
Sevmek ayrılık mı, ışıkları sönmüş evler mi,
Yolların ucu mu Yastıklardaki saç telleri mi sevmek
Ağzını dayayıp su içtiğin musluklar mı...
Konuşurken boncuk boncuk oluyorsun ya
Sevmek sen misin kadınların en güzeli..
Hayatta olmanın bedeli, demişti
Göğsü ayrılığın tahtı o kadın
Umut etmekten yapılmış bir bedel!
Bunu, en derinlerine kadar biliyordun.
Ey kutsal kaos!
En mutsuz insana bile dünyayı sevdiren cezbe!
Sensin bizi tek heceli bir darlıktan kurtaran
Sensin en büyük şiiri insanın!