Atatürk’e ve vatanıma borcum var diyerek Paris Gözlemevi’nde kalmayı reddeden Türkiye’nin ilk bilim kadınlarından Nüzhet Gökdoğan’ın ve Remziye Hisar’ın izinden.
“Esra Abla’dan öğrendiğime göre gece kan şekeri düşüklüklerinde uyumakta güçlük çekmek veya huzursuz, aç, sızlanarak uyanmak, korkulu rüya görmek (kâbus), terleyerek uyanmak, çarpıntı ile uyanmak, baş ağrısı ile uyanmak, uykuda dolaşmak ve “dumanlı bir kafa” (sanki her şey sis altında tam hatırlamıyor gibi) veya bellek kaybı ile
uyanmak gibi bulgular olurmuş.”
“Kan şekerimiz 70 mg’ın altına düşünce (veya 300-400 gibi yüksek değerlerden birden 100-150 gibi değerlere düşünce) vücudumuzda kan şekerimizin düştüğünü gösteren “alarm zilleri çalmaya” başlarmış. Bu sırada bizde açlık hissi, göz kararması, güçsüzlük, titreme, terleme, yüzde renk değişikliği (soluk, gri, kızarmış) ve kalp atışlarımızın hızlanması (çarpıntı hissi) gibi bulgular olurmuş. Bu bulgular insan korktuğu ya da çok heyecanlandığı zamanki bulgulara benziyormuş çünkü kan şekerimiz düştüğünde de adı “stres hormonları” olan ve karaciğerimizde depolanmış şekerin acilen kanımıza karışmasını sağlayan hormonlar salgılanırmış. Sanki vücudumuz bizim kendi kendimize yardım etmemiz için bir taraftan bizi uyarırken diğer taraftan kendisi kan şekerimizi yükseltmek için çaba gösterirmiş. Bu bulgulara hipogliseminin ilk dönem bulguları deniyormuş ve yalnızca bu belirtiler varsa “hafif hipo-”dan söz edilirmiş.”
“Bir çocuk diyabet olduğunda, her şey sarsılır. Ama en çok sarsıntı çocuğun iç dünyasında olur. Önce, yaşamında önemli olan sözcüklerin anlamı değişir. En sevdiği yiyeceğin adı olan şeker, bir hastalık adı olmuştur artık.”
“Biliyoruz ki yediğimiz karbonhidratların %90’ı 1-2 saat içinde kan şekerini yükseltmek üzere şekere dönüşür ve kanımızda yeterli insülin olmazsa kan şekerimiz yükselir. Protein ve
yağların ise kan şekeri üzerinde küçük bir etkisi var.”