Atatürk’e ve vatanıma borcum var diyerek Paris Gözlemevi’nde kalmayı reddeden Türkiye’nin ilk bilim kadınlarından Nüzhet Gökdoğan’ın ve Remziye Hisar’ın izinden.
“New York'ta, savurganlığı, hava kirliliği, Coca-Cola eşliğinde ketçaplı patetes kızartmaları, şehir hayatının korkunç ritmi ve hoyratlığıyla Amerikan medeniyetinden tiksinmiştik.”
“Eve taşınmamızdan kısa bir süre sonra, benekli, gri bir kedinin bakımını üstlendin, aç olduğu belli olan kedi hep kapımızın önünde bekliyordu.
Onun uyuz hastalığını tedavi ettik. Kendiliğinden
kucağıma sıçradığı ilk seferinde, bana büyük bir şeref bahşediyormuş hissine kapıldım.”
“Canlı olan her şeyle bulaşıcı bir uyum içindeydin; kırları, koruları, hayvanları görmeyi ve sevmeyi öğrettin bana. Onlarla konuştuğun zaman seni öyle dikkatle dinliyorlardı ki senin sözlerini anladıkları hissine kapılıyordum. Bana hayatın zenginliğini gösteriyordun ve ben senin aracılığınla bu zenginliği seviyordum.”
“Kendim olmama yardım etmek için kendinden çok şey vermiştin. Sana verdiğim nüshadaki ithaf yazısı şöyleydi: "Bana Sen' i vererek Ben' i vermiş olan Kay lakaplı sana."