Atatürk’e ve vatanıma borcum var diyerek Paris Gözlemevi’nde kalmayı reddeden Türkiye’nin ilk bilim kadınlarından Nüzhet Gökdoğan’ın ve Remziye Hisar’ın izinden.
“Güzellik sadece fiziki bir mesele değildir. Sizin yaşadıklarınızla, yapıp ettiklerinizle de ilgilidir. Unutmayın ki toplum tarafından çok güzel görülen insanların bile vücutlarıyla, görünümleriyle bir kavgaları bulunur. Demek ki bu kavganın sonu yoktur. Çok açık ki başka bir yere bakmak gerekir. Huzurla çalışırsanız, insanlarla ve kendinizle huzurlu, dingin bir ilişki kurarsanız bu zaten bir güzellik getirir, görünümünüze siner ve şu an kendinizi beğenmiyorsanız dahi bu sağlıklı ilişkiyi kurduğunuzda işler değişir, kendinizden memnuniyet duymaya başlarsınız. Ruhunuz bir esenlik kazanır. İşte hayatta önemli olan da bu esenlik, bu ferahlıktır.”
“Devamlı kötümser olduğunuz zaman tıkanır, hatta tımarhanelik olursunuz, tecennün edersiniz. Çok açık ki yaşamak bir defa büyük bir imtiyazdır, herkese de nasip olmuyor bu. Doğumun kendisi de çok zor değil mi? Ne kadar büyük bir şans, ne kadar büyük bir piyango! Kaç yüz milyon spermden biri yumurtayla buluşacak da hayata geleceksin de doğacaksın da... Derken bir bakarsın dünyadasın artık. Bir şuurun varsa daha fazla bu konuların üzerinde durmamak gerekir. Keza kötümserliğin sonu yoktur. Örneğin insanlar çok güzeldir ama güzelliklerinin farkında değillerdir. Hatta bu konunun müthiş örneklerini estetik cerrahlardan dinlersiniz.”