Herkese Merhaba
Bu kitap güçlü bir intikam barındırıyor ve okurken heyecanla bir sayfa daha diye diye ilerliyorsunuz.
James Reece Afganistan’da görevde iken ekibiyle birlikte pusuya düşürülür ve kendisi hariç bütün ekip arkadaşlarını kaybeder.
Reece bunun bir hata olmadığını fark eder. Ülkesine döndükten sonra ise işler daha da karışacaktır çünkü hayatta kalmış olan tek arkadaşı Boozer’de intihar ederek yaşamına son verir. Ne yazık ki Reece buna inanmaz. Henüz bunun şoku geçmeden karısı ve kızı ve hatta doğmamış çocuğu da evinde katledilir.
Bir anda her şeyini ve çevresindeki herkesi kaybeden Reece ise bütün bunların bir tesadüf olmadığını anlar ve böyle intikam planı başlar.
Araştırmaları sırasında ise şoke olacağınız şeyler öğrenen Reece bakalım kendi adaletini sağlayabilecek mi?
Harika bir kitaptı okumadıysanız mutlaka şans verin.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkese merhaba,
Donanma SEAL’i olarak Orduda görev yaptığım sırada sahip olduğum güvenlik izinlerin hassas doğası nedeniyle kurmaca eserler de dahil olmak üzere kamuya açıklanması amaçlanan her türlü yazılım materyali Savunma Bakanlığı’na sunmam gerekiyor bu yükümlülüğü yasal olarak yerine getirmek için bu kitabın taslağı savunma bakanlığı yayın öncesi inceleme ofisine sunuldu ve bu ofis tarafından düzenlenmiş şekilde onaylandı.
Önsöz’den.
Seal komutanı olarak donanmada görev yapan binbaşı James Reece yanlış giden birşeyleri hisseder fakat emir büyük yerden gelince ekibiyle birlikte Afganistan’da ki görevlerinde pusuya düşürülürler. Tüm ekip öldürülürken sadece Reece ve Boozer sağ kalır. Ve bu yaşananların ardından döndüklerinde Boozer de intihar eder.
Gerçekten de bu intihar mıdır?
Döndüklerinde Reece’yi soruşturma birimi beklerken kendisinin ve ölen arkadaşlarının da beyninde tümör olduğunu öğrenir.
Bu bir tesadüf olamaz değil mi?
Büyük bir heyecanla eşine ve 3 yaşında ki kızına kavuşmak üzere evine doğru yola çıkar, vardığında ise… Hamile eşi ve kızı öldürülmüştü. Belki de düşman en yakınındaydı? Ve Reece artık biliyordu neler döndüğünü ve ilk başta operasyon hatası olarak görünen olayların arkasında bir düzen olduğunu öğrendiğinde infaz listesini hazırlar. Tüm donanımlara ve zekaya sahip olan James Reece’nin öldürülememek gibi kötü bir huyu da vardı.
Baştan sona kadar gerilim ve aksiyonun durmadığı kitaptı soluk soluğa okudum.
Mükemmeldi, kesinlikle öneriyorum okuyun.
Kitap ve sevgiyle kalın.
Üç Tabut, kilitli oda gizemi türünün belki de en saf, en kendine güvenen örneği. Carr burada bir cinayeti çözmekle yetinmiyor, türün kendisini de masaya yatırıyor: romanın ortasında Dr. Gideon Fell durup okuyucuya doğrudan döner ve kilitli oda bulmacalarının olası tüm çözüm kategorilerini tek tek sıralar. Bu "kilitli oda dersi", polisiye tarihinde eşi benzeri az bulunan bir an — kurgu, kendi kurallarının bilincinde olduğunu itiraf ediyor ve bunu bir kusur olarak değil, bir oyun olarak sunuyor.
Christie'nin kapalı devre kurgusu sosyal ve ahlaki gerilime yaslanırken, Carr'ın derdi tamamen farklı: o, fiziksel imkânsızlığın mekanik zarafetiyle ilgileniyor. Kar üzerinde iz bırakmayan bir katil, gözler önünde gerçekleşen bir cinayet, mantığın çözemeyeceğini düşündüğünüz bir bulmaca — ve sonunda gelen çözüm, okuyucuyu "bu kadar basitmiş" dedirtecek kadar şık.
Carr'ın bu romanı, polisiyenin "adil oyun" (fair play) ilkesine olan bağlılığının da bir kanıtı: tüm ipuçları okuyucuya açıkça sunuluyor, hile yok, sadece görmemiz gereken bir şeyi gözden kaçırmamız var. Bu yüzden Üç Tabut, sadece bir cinayet bulmacası değil, türün kendi estetiğine yazılmış bir methiye gibi okunabilir.
Bu kitaba başlamadan önce önsöz kısmında öğrendiğim bir detay dikkatimi çekti. Yazarın geçmişte bir SEAL askeri olması ve kendi deneyimlerinden de faydalanarak bu kitabı kaleme alması bence kitabın en güçlü taraflarından birini oluşturuyor. Özellikle askeri operasyonlar ve görev süreçleri oldukça gerçekçi hissettiriyordu.
Kitabın başında James Reece ve ekibinin uzun süredir peşinde oldukları bir hedefe yönelik çıktıkları operasyonu okuyoruz. Ancak bu görev sırasında yaşananlar her şeyi değiştiriyor.
İlk sayfalarda bir askeri roman okuyormuş gibi hissederken ilerleyen bölümlerde siyasi entrikaların, komploların ve büyük sırların merkezinde buluyoruz kendimizi. Operasyon sonrasında yaşanan kayıplar, James’in yaşadığı yıkım ve ardından eşiyle kızını da kaybetmesi olayların etkisini daha da artırıyordu.
Bir noktadan sonra James’in beynindeki tümör detayıyla birlikte okuduklarımızı sorgulamaya başlıyoruz. Yaşadıkları gerçek mi yoksa bir sanrı mı bunu düşünüyoruz. Ancak olayların derinine indikçe James’in şüphelerinin boşuna olmadığını görüyoruz. Capstone Endüstri, ilaç şirketleri ve askerler üzerinde yürütülen çalışmalar devreye girdikçe taşlar yerine oturmaya başlıyor. Bu süreçte Kate karakterinin araştırmacı yönünü de başarılı buldum.
James beyninde tümör olmasına ve en yakınlarını kaybetmesine rağmen pes etmemesi, gerçekleri ortaya çıkarmak için verdiği mücadele oldukça etkileyiciydi. Ben Edwards ise James’in yanında duran önemli karakterlerden biri olsa da bazı davranışları nedeniyle bende sürekli bir şüphe duygusu oluşturdu.
Kitabın sonlarına doğru tempo ciddi anlamda yükseliyor. Her yeni gelişmeyle birlikte olayların birbirine bağlanışını görmek merak duygusunu sürekli canlı tuttu. Final benim için tatmin ediciydi ancak beni en çok etkileyen şey, başta bağımsız
Tsunocima'da yer alan mavi köşk adlı ongen yapıda geçen yıl eylül ayında mimar bir adam karısı ve karı koca olan hizmetçileri öldürülmüştür. Bu ailenin yanında kalan Çiori adlı kız da geçen yıl ocak ayında polisiye kulübünün yeni yıl partisinde akut alkol zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Üniversitenin polisiye kulübünde yer alan yedi genç bu mavi köşke bir haftalığına tatile giderler. Polisiye kulübündeki bu kişilere esrarengiz bir mektup gelir içeriği ise Çiori'nin öldürüldüğü yönündedir.
Mektup mimar olan ve mavi köşkün sahibi ölen Seici'ye aittir...
Eğer hayaletler yoksa göndermesi imkansızdır peki bu eşek şakasını kim yapmıştır?
Malikanede çıkan yangının sebebi nedir?
Ortadan kaybolan malikanenin bahçıvanı mı bu işin içindedir? Dahası üzerinden bir yıl geçmesine rağmen neden şimdi böylesi bir mektuplaşma olmuştur? Zengin olan Seici malikaneyi gizli odalar, dolaplar, kasalarla donatmıştır ve bunların yerini düzeneği bilen tek kişi Seicidir.
Bir sabah bu bir grup gencin bulunduğu malikanede 7 adet plastik levhaya yazılı birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, sonuncu kurban, dedektif, katil yazıları bulunur.
Orczy, Agatha, Ellery, Van, Poe, Leroux, Carr bu gençleri nasıl bir son bekliyor, adaya gelen giden olmadığına göre katil içlerinden biri mi? Geçen yedi günde her gün bir kayıp, kurtulan olacak mı?
Eser sonunda ters köşe oldum, sıradaki kitabım Dövme Cinayetleri olacak listeye eklendi.
Tavsiye ederim, reklam değil.
@domingo_yayinevi #ongenevcinayetleri