Mutluluk = mevcut durum − beklentiler
❝ Happiness is your current situation minus expectations. ❞ ~ Jimmy Carr
Alıntı
Tarihçilerin yalancılığı mesleki hastalıktır. Tarihçilik, doğası gereği manipülasyona, manipülasyondan da öte "kurgusal hikaye anlatıcılığına" en açık alanlardan biridir. Bu durum her zaman kötü niyetten kaynaklanmaz; bazen doğrudan mesleğin icra ediliş biçimi bu "hastalığı" üretir. Yüzyıllar boyunca tarihçiler (vakanüvisler, saray kronikçileri) bağımsız araştırmacılar değildi; maaşlarını ve can güvenliklerini doğrudan hükümdardan alıyorlardı. Görevleri nesnel gerçeği bulmak değil, tahtın meşruiyetini parlatmaktı. Doğal olarak her zafer devasa bir destana, her yenilgi ise bir "hava muhalefetine" ya da "içerideki hainlere" yoruldu. Tarihçi, ne kadar izole olmaya çalışsa da kendi döneminin siyasi, kültürel ve ideolojik bagajını taşır. Az önce konuştuğumuz Aydınlanma Dönemi örneğinde olduğu gibi, bugünün bir kavgasını kazanmak için geçmişi bir cephane gibi kullanmak, tarihi kendi ideolojisine göre bükmek en yaygın mesleki reflekslerden biridir. Birincil kaynakların sustuğu, arşivlerin tahrip olduğu ya da hiç tutulmadığı gri alanlarda tarihçi bir seçim yapmak zorunda kalır: Ya "bilmiyorum" deyip çekilecek ya da eldeki kırıntılardan mantıksal bir kurgu üretecektir. İşte o kurgu aşaması, kişisel inançların, tahminlerin ve bazen de tamamen hayal gücünün devreye girdiği, "yalanın" edebi bir üslupla soslandığı yerdir. Britanyalı tarihçi Edward Hallett Carr'ın meşhur tespitiyle: “Tarih, gerçeklerin bir süzgeçten geçirilmesiyle oluşur ve o süzgeci tutan her zaman bir insandır.” Süzgeci tutanın niyetini, dönemini ve ideolojisini hesaba katmadan önümüze konan metne "mutlak gerçek" muamelesi yapmak, bizi o mesleki hastalığın doğrudan kurbanı haline getirir.
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dostoyevski - Edward Hallett Carr
TARİHÇİ ve TARAFSIZLIK...
Ünlü tarihçi Edward Hallett Carr , Tarih Nedir? adlı eserinde vak'âların kendi başlarına konuşmadığını, onlara ancak tarihçi izin verdiğinde, tarihçinin seçtiği bağlamda konuşabildiklerini söyler. Bağlam yoksa, olgu dilsizdir. Carr, tarihçi ile vak'âlar arasındaki ilişkiyi anlatırken okyanus ve balıkçı benzetmesini yapar. Vakıalar, devâsâ ve dipsiz bir okyanusta yüzen balıklar gibidir. Ekonomik bir perspektife sahip bir tarihçi, okyanustan sürekli vergi isyanları ve ticaret yollarını çekecektir. Siyasi bir tarihçi ise aynı okyanustan anlaşmaları ve savaşları çekecektir. Dolayısıyla "işte tarih budur" diye sunulan şey, aslında tarihçinin neyi tutmak istediğiyle doğrudan ilgilidir. Carr'ın bu yaklaşımı, "tarihçi incelediği dönemden tamamen kopuk, tarafsız bir hakem olmalıdır" inancını yıkar. Ona göre tarihçi, içinde yaşadığı çağın, toplumun, sınıfın ve ideolojilerin bir ürünüdür. Carr şöyle der: "Tarihî vak'âları incelemeye başlamadan önce, o vakıaları size sunan tarihçiyi inceleyin." Çünkü tarihçi her zaman bugünün içinden konuşur. -REHA KANSU, "Necip Fazıl’ın İdealist Tarih Anlayışı. (2)", besincidevre.org, 2 Nisan 2026-
Tarih
My friends are saying shut up Jennie just get in the carr🚗🧛🏻‍♀️
Kesinlikle
Asla pişman olmayın! Eğer sonucu iyiyse, mükemmel. Sonucu kötüyse, bu bir tecrübedir.. Victoria Holt (Jean Plaidy) (Philippa Carr)