tragedyayı ilk önce bir özet geçelim: eteokles, polyneikes ve antigone kardeşler. kreon ise bunların amcası. eteokles ile polyneikes, tahtı ele geçirmek için birbirleriyle mücadele ediyorlar. fakat ikisi de ölüyor. bunların yerine, kreon tahta geçiyor. kendisi eteokles'in tarafında olduğu için, polyneikes'ten nefret ediyor ve onun gömülmesini yasaklıyor. hattâ hızını alamıyor, polyneikes'in cesedinin yaban araziye atılmasını ve hayvanlar tarafından parça parça edilmesini istiyor. eteokles için ise şanına lâyık bir cenaze merasimi düzenlenmesini emrediyor. antigone bunu duyduktan sonra, kreon'un karşısına çıkıyor ve "abimin cesedi ne olursa olsun gömülmeli, bu zeus'un emridir, yasasıdır" diyor. kreon ise aldığı ilk kararda diretiyor ve antigone'yi kovuyor. polyneikes'in cesedini yabanî hayvanların olduğu yerlere taşıtıyor ve cesedin başına nöbetçi koyuyor. antigone gecenin karanlığından faydalanarak, abisini gizli gizli gömüyor ve fakat yakalanıyor. böylece, kreon'un huzuruna çıkarılıyor ve felsefe tarihinin en muhteşem tartışması kreon ile antigone arasında alevleniyor! tanrı'nın yasası mı, yoksa kral'ın yasası mı?
bu soruya yanıt aramadan önce, modern zamanlarda antigone'ye "ilk feminist" yakıştırmalarına cevap verelim. bir kere, antigone'nin duruşunu feminist mütalaalarla ele almak mümkün değildir. zira antigone, kadın hakları savunucusu değildir, ilâhî yasaların savunucusudur. onun mücadelesinin sujesi kadın hakları değil, kreon'un abisini gömmesine izin vermemesidir. ikincisi, salt duruşun kendisini düşünceden ayırt etmek gerekir. ataerkil toplumda ses çıkaran herkes kadın hakları savunucusu değildir. örneğin, kadınlara söz hakkı tanınmayan bir toplumda, "kadınların söz hakkı için mücadele etme"yi feminist mütalaalarla ele almak mümkünken, ilâhî yasaları savunmayı