Sirius

Sirius
@catesmart
心の平和 ・ 。 ☆∴。 *  ・゚*。・   ・ *゚。   *   ・ ゚*。・゚。    ☆゚・。°*. ゚ *  ゚。·*・。 ゚*    ゚ *.。☆。 ・   * ☆ 。・゚*.。     * 
10/10
·160 syf.··
2025 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 23:29
Yaşam Şimdiki Andadır, hayatı düzeltmeye çalışan bir kitap değil; hayatı olduğu hâliyle fark etmeyi öğreten bir kitap. Bu yönüyle sakin ama derin bir etkisi var. Kitap boyunca en çok üzerinde durulan şey, zihnin geçmişte takılı kalmasının ya da sürekli geleceğe kaçmasının bizi hayattan kopardığı gerçeği. Yazar bunu karmaşık felsefi kavramlarla değil; nefes almak, yürümek, bulaşık yıkamak gibi gündelik eylemler üzerinden anlatıyor. Okurken şunu fark ettim: Asıl mesele “zaman bulmak” değil, zaten içinde olduğum ana gerçekten orada olarak katılmakmış. Thich Nhat Hanh’ın dili yumuşak ama net. Zorlamıyor, ikna etmeye çalışmıyor. Sanki “Böyle yaşamalısın” demek yerine “Bir de buradan bak” diyor. Bu da kitapla aramda bir öğretmen–öğrenci ilişkisinden çok, sakin bir sohbet hissi oluşturdu. Bazı bölümlerde durup nefesimi fark ettiğimi, okurken bile yavaşladığımı hatırlıyorum. Kitabın bende bıraktığı en güçlü iz, huzurun ulaşılacak bir hedef değil; şu anın içinde zaten var olan bir hâl olduğu fikriydi. Mutluluk için koşmaya alışmış bir zihin için bu oldukça sarsıcı ama aynı zamanda rahatlatıcı. Çünkü hiçbir yere yetişmek zorunda olmadığımı fark ediyorsun. Şimdiki an, düşündüğümüzden çok daha sessiz ama çok daha gerçek. Ve belki de ihtiyacımız olan tek şey, o ana gerçekten gelmek.
Yaşam Şimdiki AndadırThich Nhât Hanh · Okyanus Yayıncılık · 201748 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“İnsan ne kadar kendisiyse, yalnızlığa o kadar dayanabilir.”
Keşfedilmemiş Benlik Jung bu eserde, insanın kendini “toplum”, “ideoloji” ve “kitle” içinde eritmesinin ne kadar tehlikeli olduğunu anlatıyor. Kitabı okurken sürekli şu hisle kaldım: Jung bizi rahatlatmıyor; aksine sorumluluk yüklüyor. Jung’a göre modern insan dış dünyayı düzenleme konusunda çok başarılı ama iç dünyasını neredeyse tamamen ihmal etmiş durumda. Bilim, teknoloji, sistemler gelişirken bireyin ruhsal bütünlüğü parçalanıyor. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, kötülüğün kaynağını dışarıda aramamasıydı. Jung, kötülüğün “öteki”nde değil, bastırılmış benlikte büyüdüğünü söylüyor. İnsan kendi gölgesiyle yüzleşmediği sürece, onu farkında olmadan dünyaya yansıtıyor. “Kitle insanı” kavramı kitapta çok güçlü. Jung, bireyin düşünmeyi bırakıp kalabalığın parçası haline geldiğinde ahlaki sorumluluğunu da devrettiğini anlatıyor. Bu noktada kitap sadece psikolojik değil, aynı zamanda politik ve etik bir metne dönüşüyor. Totaliter rejimlerin, fanatizmin ve kör inançların psikolojik zeminini çok net açıklıyor: Kendisiyle teması kopmuş birey. Beni en çok etkileyen nokta şu oldu: Jung, kurtuluşu sistemlerde ya da ideolojilerde değil, tek tek bireylerin bilinçlenmesinde görüyor. “Keşfedilmemiş benlik” dediği şey, insanın bastırdığı, görmezden geldiği ama aslında bütünlüğünün anahtarı olan tarafı. Jung’a göre insan kendini tanımadan iyi olamaz; sadece uyumlu olur. Ve uyumlu olmak, her zaman sağlıklı olmak anlamına gelmez. Bu kitap bana şunu düşündürdü: İç huzur, dış dünyanın düzelmesiyle değil; insanın kendi karanlığını sahiplenmesiyle geliyor. Jung, okuyucuya “iyi insan ol” demiyor; “tam insan ol” diyor. Bu da cesaret istiyor. Sonuç olarak Keşfedilmemiş Benlik, kolay okunan ama kolay hazmedilen bir kitap değil. Okurdan aktif bir yüzleşme
6/10
·112 syf.··
2025 20. kitabı
·
298 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 21:48
Jung bu eserde, insanın kendini “toplum”, “ideoloji” ve “kitle” içinde eritmesinin ne kadar tehlikeli olduğunu anlatıyor. Kitabı okurken sürekli şu hisle kaldım: Jung bizi rahatlatmıyor; aksine sorumluluk yüklüyor. Jung’a göre modern insan dış dünyayı düzenleme konusunda çok başarılı ama iç dünyasını neredeyse tamamen ihmal etmiş durumda. Bilim, teknoloji, sistemler gelişirken bireyin ruhsal bütünlüğü parçalanıyor. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, kötülüğün kaynağını dışarıda aramamasıydı. Jung, kötülüğün “öteki”nde değil, bastırılmış benlikte büyüdüğünü söylüyor. İnsan kendi gölgesiyle yüzleşmediği sürece, onu farkında olmadan dünyaya yansıtıyor. “Kitle insanı” kavramı kitapta çok güçlü. Jung, bireyin düşünmeyi bırakıp kalabalığın parçası haline geldiğinde ahlaki sorumluluğunu da devrettiğini anlatıyor. Bu noktada kitap sadece psikolojik değil, aynı zamanda politik ve etik bir metne dönüşüyor. Totaliter rejimlerin, fanatizmin ve kör inançların psikolojik zeminini çok net açıklıyor: Kendisiyle teması kopmuş birey. Beni en çok etkileyen nokta şu oldu: Jung, kurtuluşu sistemlerde ya da ideolojilerde değil, tek tek bireylerin bilinçlenmesinde görüyor. “Keşfedilmemiş benlik” dediği şey, insanın bastırdığı, görmezden geldiği ama aslında bütünlüğünün anahtarı olan tarafı. Jung’a göre insan kendini tanımadan iyi olamaz; sadece uyumlu olur. Ve uyumlu olmak, her zaman sağlıklı olmak anlamına gelmez. Bu kitap bana şunu düşündürdü: İç huzur, dış dünyanın düzelmesiyle değil; insanın kendi karanlığını sahiplenmesiyle geliyor. Jung, okuyucuya “iyi insan ol” demiyor; “tam insan ol” diyor. Bu da cesaret istiyor. Sonuç olarak Keşfedilmemiş Benlik, kolay okunan ama kolay hazmedilen bir kitap değil. Okurdan aktif bir yüzleşme talep ediyor. Bitirdiğimde kendimi daha iyi hissetmedim;
Keşfedilmemiş BenlikCarl Gustav Jung · Barış İlhan Yayınevi / Psikoloji Dizisi · 20132,760 okunma
Uyan. Dışarıda hiç bir şey yok