Puan vermedi·236 syf.··
2026 50. kitabı
José Saramago’nun "Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş" adlı eseri modern masal gibidir. Saramago, insanlığın en büyük kadim arzusu ölümsüzlüğü hırpalıyor. Ölümsüzlük bir lütuf olmanın ötesinde toplumsal bir felaketse? ​ ​Roman, edebiyat tarihinin en çarpıcı ve unutulmaz giriş cümlelerinden biriyle açılır: ​"Ertesi gün hiç kimse ölmedi." ​Adı belirtilmeyen bir ülkede, 1 Ocak itibarıyla ölüm tamamen durur. İlk başta bu durum muazzam bir coşkuyla karşılanır; insanoğlu nihayet en büyük düşmanını yenmiş, ebedi hayatı bulmuştur. Ancak Saramago’nun ironisi tam da burada devreye girer. Ölüm döşeğinde olan, bitkisel hayattaki hastalar ölmemekte, ama iyileşmemektedir de. Sağlık sistemi kilitlenir. İş yapamaz hale gelen cenaze levazımatçıları, hükümete baskı yaparak hayvan cenazeleri kaldırmak gibi absürt yaratıcı çözümler aramaya başlar. ​Kilise büyük bir varoluşsal krize girer. Çünkü ölüm ve dolayısıyla yeniden diriliş yoksa, dinin vadettiği cennet/cehennem ve kurtuluş teorisi tamamen çökmüştür. ​Devlet, sonsuza kadar emekli maaşı ödemek zorunda kalacağı gerçeğiyle yüzleşince çöküşün eşiğine gelir. ​Saramago, insanlığın ütopya olarak gördüğü bir durumu, kusursuz bir distopyaya dönüştürür. ​Kitap, yapısal olarak keskin bir şekilde ikiye ayrılır. Bu yönüyle hem toplumsal bir hiciv hem de bireysel bir yüzleşme hikayesidir: ​Toplumsal anlamda odak noktası makro düzeydedir. Devletin, mafyanın (romandaki adıyla Maphia) ve kurumların ölümün yokluğuyla nasıl başa çıkmaya çalıştığı anlatılır. Ölmek isteyen ama ölemeyen yaşlı akrabalarını sınırın dışına (ölümün hala geçerli olduğu komşu ülkelere) götüren aileler ve bu kaçakçılıktan rant devşiren mafya üzerinden insan doğasının ahlaki çürümüşlüğü gözler önüne serilir. ​Kişisel anlamda ölüm bir mektup göndererek grevine son verdiğini
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
9/10
·314 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Merhaba. Çok güzel bir kitaptı. Çok akıcı, başını şöyle bir açıp bakmayagörün elinizden bırakamıyorsunuz. İlk kitabı evde durup duruyordu elime bir kere alıverince bu şekilde okudum. Çok farklı bir atmosferi var. Zaten bildiğiniz üzere konusundaki ana unsuru (büyü müyü okulu) sadece fantastik malzeme olarak kullanıyor. Kitap gerçekten sizi içine çekiyor. Bu kısmında o gizemi o kadar iyi hissettirmiş ki... Öğrenmeden duramıyorsunuz zaten. SPOİLER Şahsen Ginny'yi tahmin etmiştim ama oradan da Voldemort'un fırlaması çok sürpriz oldu. Tahmin edemezdim. Kitapta birkaç çatlak ya da açıklanmayan yer vardı(sanırım), örneğin Crabbe ve Goyle, tıkıldıkları dolaptan çıktıktan sonra kimseye hiçbir şey söylemiyorlar mı ya da Basilisk o yerde yüzyıllarca nereden yiyecek buldu? Sırlar odası yapıldığından beri sadece iki kez açılıp sadece bir kişiyi öldürdüyse oradaki kemikler nereden geldi?(Belki bu önceki sorunun cevabıdır gerçi) Ama bunlar önemli değil zaten asıl hikayeye pek bir etkileri de yok. Spoiler bitti. Şu sıralar malum tatil geldi sürükleyici bir kitap okumak istiyordum bağımlılık yaptı. Bu kitap birincisinden daha iyiydi gibi geldi, güzeldi ama Harry Potter'ı hala Yüzüklerin Efendisi'yle karşılaştıramam onun çok ayrı bir yeri var. Stephen King'in dediği gibi bunlar tamamen eğlencelik. Bir puanı büyük ölçüde çeviriden kırdım. Eğer çevirmen iyi olmasaydı bu serinin birkaç kitabını ona çevirttirmezlerdi biliyorum, kitabın çoğu yerinin çevirisi de iyiydi belki de yazarın dilinden dolayıdır. Genel olarak yalın ve basit bir dili var kolay okunuyor. Ama bazı cümlelerin ne demek istediğini hiç anlamadım, bir garipti, hatam varsa özür dilerim ama çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum. Yanlış düsünuyorsam çevirmen beni affetsin.
Harry Potter ve Sırlar OdasıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201949,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir ölümün ardından .
Puan vermedi·120 syf.··
2026 6. kitabı
Bir ölümün ardından yas tutmak ne kadar sürer? Bu kişi en yakınınızsa bir de... Yası atlatmış bir erkek evlat ve yası atlatmaya çalışan diğer bir kız evlat. İkiside aynı evde , sanki farklı kişiler yetiştirmiş gibi büyüyen iki evlat. Bir babanın ölümü ne getirebilir ki... Yas mı ? Hüzün mü ? Kızgınlık peki ? Bir ölümün ardından nasıl toparlanırdınız ? Onlar farklı kişiliklerde olsalar da birbirlerine yaslanarak toparladılar kendilerini ama bir sır açığa çıktı tüm hayatları mahveden. Yine de bu sırdan sonra da yas tutulabilir miydi ? Spoiler Alanı Şunu söyleyebilirim ki tekrara düşmese ve akışı biraz daha devam ettirilse gayet güzel bir eser. Ben en son üçüncü kardeşinde hayatlarına dahil olmasını beklerdim. Ucu çok açık bırakılmış ve babalarının aşk mektubuyla son bulmuş. Farklı duygular ile birbirini saran bir evin çatısı ne kadar daha çatlak vermeden durabilirdi ki zaten ?
İki Bıçağı BirbirineÇilem Dilber · Budala Kitap · 202697 okunma
Korkma, iyi bir annesin!
Puan vermedi·208 syf.··
2026 2. kitabı
​Hepimizin duymaya en çok ihtiyacı olduğu cümle bu, değil mi sevgili anneler? Çocuklarımızı yetiştirirken en temel ve kritik konularda çelişkiye düşüyor; etrafımızdaki insanlardan yükselen binbir farklı "çatlak sesle" boğuluyoruz. ​İşte bu kitap, tüm o kafa karıştıran seslere bir son verirken içimize adeta su serpiyor. Üstelik işin uzmanı bir anne olan Saniye Bencik Kangal’ın o dostane anlatımıyla, tam bir sohbet havasında! ​Bu kitapla annelik serüvenimizin başında, yani hamilelik sürecimizde tanışacak kadar şanslıysak ya da minik yavrumuzun tüm ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kendimize ayırabildiğimiz o kısıtlı, altın değerindeki zamanlarda; haydi, çaylarımızı veya kahvelerimizi tazeleyelim ve bu kitabı okuyalım ​İşte annelik serüvenimizin her aşamasına dokunan başlıklar: ​ Korkma! Kucakla Korkma! Güvenli Bağlanır Korkma! Ağlar Korkma! Kendine Zaman Ayır Korkma! Uyur Korkma! Alışır Korkma! O Bir Kaşif Korkma! Paylaşır Korkma! Tanısın Korkma! Bırakır Korkma! Tuvalete Alışır Korkma! Oyna Korkma! Teknolojiye Sınır Koy Korkma! Artık Okullu Oldu Korkma! Cevapla Korkma! Tekrar Oku Korkma! Sınır Koy Korkma! İletişim Engellerini Kaldır Korkma! Özgüveni Gelişir Profilimdeki linkten Instagram'a beklerim. Kitap incelemelerimin görsel ve video içeriklerini Instagram hesabımda paylaşıyorum.
Korkma! İyi Bir AnnesinSaniye Bencik Kangal · Elma Yayınevi · 20172,355 okunma
10/10
·80 syf.··
2026 24. kitabı
Korku, yüzeyde bir suçluluk ve kaçış hikâyesi gibi görünse de aslında insan ruhunun kendi kendini yargılama biçimini anlatan incelikli bir psikolojik çözümlemedir. Stefan Zweig, büyük olayların değil, küçük bir vicdan kıpırtısının insanın iç dünyasında nasıl devasa bir fırtınaya dönüşebileceğinin peşine düşer. Bu yüzden kitapta asıl korkutucu olan dışarıdaki tehdit değil; insanın kendi zihninde büyüttüğü ihtimaller, kendi kendine kurduğu mahkemedir. Irene’nin yaşadığı korku, yalnızca yakalanma endişesi değildir. Zweig burada korkuyu fiziksel bir tehlike olmaktan çıkarıp varoluşsal bir hâle dönüştürür. Bir insanın sakladığı sırrın, zamanla ondan daha büyük bir gerçekliğe dönüşmesini anlatır. Irene’nin dünyası dışarıdan bakıldığında güvenli ve düzenlidir; fakat içindeki çatlak büyüdükçe o düzen bir hapishaneye dönüşür. Zweig’in ustalığı da burada ortaya çıkar: karakteri bir anda yıkmaz, onu kendi düşüncelerinin içinde yavaşça boğar. Kitabın en güçlü taraflarından biri, suç ile masumiyet arasındaki bulanık çizgidir. Zweig, okura kesin hükümler sunmaz; çünkü insan ruhunun ahlaki meselelerde ne kadar karmaşık olduğunu bilir. Irene ne tamamen suçlu ne de tamamen masumdur. Onu asıl ezen şey yaptığı şeyden çok, kendisiyle yüzleşmek zorunda kalmasıdır. Çünkü insan bazen başkalarının vereceği cezadan değil, kendi vicdanının sessizliğinden korkar. Zweig’in dili de bu psikolojik derinliği destekler. Büyük trajedileri yüksek sesle anlatmak yerine küçük ayrıntılara saklar. Bir bakış, bir suskunluk, bir bekleyiş; bütün bunlar karakterin içindeki fırtınayı açığa çıkarır. Kitapta dış dünya giderek önemini kaybeder, geriye yalnızca insanın kendi zihnindeki karanlık kalır. Bu açıdan kitap gerilim oluşturmaktan çok insanın kendinden kaçamayacağını anlatır. Zweig’in bütün
KorkuStefan Zweig · Kızıl Panda · 2021125,1bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 4. kitabı
Evet gerçekten de bir şey olduğu yok. yalnızca iki çocuk muzip bir şekilde yanıyor ve Lillian rus evlerinden hallice olan körpe yaşam alanından çıkıyor, bu iki çocuğa bakmaya girişiyor, aslında taşındığı şirin evin az ötesindeki malikanede de bir lise aşığı kalıyor ama bu da dert değil. Tamam, belki içinde çok çok ufak insani bir incelik olabilir, o kadar. "Bir Şey Olduğu Yok" şu ana kadar okuduğum en garip kitaplardan. kitap öfke kokuyor aslında. ama belki de Lillian daha fazlasını beklemediği için, belki kimse ona daha fazlasının olabileceğini söylemediği için, belki de yılların pörsümüşlüğünün onu asla bırakmayacağına inandığı için sadece kayıtsız kalıyor. bir yerden bir yere umutla değil, sadece olduğı yerden kaçmak için gidiyor ve ne hikmet ki bu yaşına kadar kendini bir şekilde taşımış. Açıkçası, bana sonlara doğru kitabın o muzip ve kayıtsız havası kaybolmuş gibi geldi. bir anda yazar duygusallaşmış ve aynı kaderi paylaşanlara yönelik sempatinin hayatı değiştirme gücü civarında konulara sapmaya karar vermiş gibi. ama yine de, kitabın çoğunluğuna hakim olan, size hikayenin teneke kutularla dolu ufak bir masada ve gözleri kızarmış bir çatlak tarafından yazıldığı hissini veren o çekici kaygısızlık için kesinlikle okunur bir kitap. ayrıca, kim alev alan çocuklara bakan yarı alkolik bir kadının hikayesini okumak istemez ki?!?!?!
Bir Şey Olduğu YokKevin Wilson · Domingo Yayınevi · 20211,020 okunma