Sevilip sevilmemeyi artık bir kenara bırakmıştı. Biraz düşünüp ilişkilerini tarttığında, “sorun yok” kalıbının aslında başlı başına kendi sorunu olduğunu fark etti. Olaylara ve yapılan ayıplara karşı gereğinden fazla anlayış gösterip sürekli “sorun yok” tavrına bürünmek, zamanla onun için büyük bir probleme dönüşmüştü. Her şeyin toksiklikle yürüdüğü, trafiğinde bile her şeridin bir it dalaşıyla aktığı bu coğrafyada, fazla anlayışın insana zehir gibi işlediğini; insanların kendisine karşı tutumlarından anlıyordu.