“Ben niye çekildim ki ormana ve ıssızlığa?” dedi ermiş,
“İnsanları çok sevdiğimden değil mi?
Şimdi tanrıyı seviyorum: sevmiyorum insanları. Tamamlanmamış bir şeydir insan benim gözümde. İnsanları sevmek mahvederdi beni.”
Zerdüşt yanıt verdi: “Sevgiden söz eden kim! İnsanlara bir armağan getiriyorum ben.”
“Bir şey verme onlara,” dedi ermiş, “İyisi mi bir şey al onlardan ve onlarla birlikte yüklen bunu – bu onlara çok iyi gelecektir: eğer ki sana iyi geliyorsa!”
Bunca yalnızlıklar, bunca yokluklar benim işim değil
Bu çirkinliği ben yaratmadım
Ne de bu kahpe güzellikleri
Bende sevmediğin ne varsa senden türedi
Şu karanlık bakışlar
Şu ellerimin pisliği
Şu dudaklarımdan çıkan iğrenç sözler
Besbelli senin eserin
Ne buldumsa sende buldum kötülükten yana
Ne öğrendimse senden öğrendim
Seni sevdikten sonra başladım yaşamaya
“Doğru olan budur!” diyoruz. “Tartışabilirsiniz dilerseniz, bu bizi ilgilendirmez. Ama birkaç yıl içinde polisler gelip haklı olduğumuzu size gösterecektir.”
Fakat fırtına ve bunaltıcı sıcak kadar,havanın durgunluğu da insanı rahatsız edebilir, aynı şekilde ılımlı bir mutluluk, talihsizlik kadar kışkırtıcı olabilir ve isteksizlik pek çok kadın için, umutsuzluğun getirdiği sürekli bir doyumsuzluktan daha tekinsizdir.
Vanya, dedi, Vanya, bir düştü bu!
Düş olan ne?
Hepsi, hepsi. Bir yıldan beri olan her şey. Ah Vanya, ne diye senin mutluluğunu da mahvettim!
«Ömrümüzün sonuna kadar mutlu olabilirdik seninle!» demek istediğini okudum gözlerinde.