Açlık.
Ilk 36 sayfasını okuduğumda elimden kitabı bırakma hissi gelmişti. O anda bırakmam gerekliydi. Hem günün yorgunluğu üzerine kıyamet gibi bir kitap.. Ertesi gün elime aldığımda sayfaları hızla çeviriyordum. Dili sade ve anlaşılır olduğu için duraksamadan okudum. Okudukça midemin kazındığını, hırslandığımı hatta içimden çığlıklar koparttığımı kitaba yeşil çay arası verdikten sonra farkettim. Kitabı okurken nefesimi tuttuğumu bıraktığımda nefes almaya başladığımı hissettim. Bazı yerlerde başrol kahramanına kızıyor bazı yerlerde hak veriyor hatta onun verdiği tepkilerden daha fazla tepki veriyordum. Sayfa üstüne sayfa çevirdikce kahraman ara ara doydukça bir ohh çekiyor, o acıktıkça huzursuzluğum yeniden baş gösteriyordu. Son 12 sayfaya geldiğimde dayanamayıp kitabı bıraktım. Sonunu okumaya dermanım yoktu. Ertesi gün uyandığımda kendime gelir gelmez ilk iş elime kitabı alıp okumak oldu. Ne yazık ki kitabın bitiş kısmı tatmin etmedi. Ertesi güne bırakmanın hüsranını içimde hissettim. Farklı hayal etmiştim. Farklı sonuçlandı. Her şeye rağmen muhteşemdi. Her sayfada kitabın ićinde hissettim kendimi.
Keyifli okumalar.