Arkadaşlar ;
yorumlarım paylaşımı yapan kişilere değil,
alıntılara, incelemelere ,şiirledir yani ''edebiyata''
lütfen kimse üstüne alınmasın
zaman zaman kendime bile tahammül edemiyorum ben.
Cemil Emin ErdoğanHayıra Evet
Aşiyan’a doğru Mezarımı göreceksin;
Sakın Şaşırma”
Belki yüreğin burkulacak,
ölümüme üzüleceksin.
Rakıyı anlamsız kılacak belki ölümüm.
Neden mektuplarıma cevap
gelmedi diyeceksin.
Cebimden çıkan yirmi beş kuruş yüzünden
acıyacaksın bana,
vicdanını sızlatacak yoksulluğum.
Doktorlar beyin kanaması demiş;
kimileri çukurdan, kimileri sefaletten,
kimileri aşktan demiş.
Dino yapmış mezarımı,
üstüne bir de gül ekmiş.
Melih yıkılmış duyunca,
Oktay eve kapanmış,
Senden haber alınamamış…
*****
Aynı kızı sevdik Melih’le.
Macar lokantasından
yazardım ona çokça vakit.
Bütün sarhoşlar ona selam ederdi,
ceket iliklerdi.
Uğramadın
Geçmiyorsun hala önümden…
Bakmıyorsun sanat taşıma…
Vicdanımın en orta yeri acıyor. Size de arada bir olur mu böyle? *Acaba* diyorum; bu ince çizgide nefes aldınız mı hiç? Ben çoktandır alıyorum, şimdi bile.
Üst üste hem de bin kere tekrar ederek ve katlayarak çoğaltıyorum içimdeki sancıyı.
Burası bir uçurum kenarı… Metrelerce yukarıdan aşağı doğru bomboş gözlerle bakılan bir yer. Ne kadar da özgürlük kokuyor ah! Sonrasında kanatlarım varmış gibi bir hisse kapılıyorum. Tadına bakmak için sabırsızlanıyorum aslında. *Ölmek nasıl bir şey?* diye tekrarlıyorum içimden. Dedikleri kadar jilet kesiği gibi kesiyor mu acıları? Mesela, ne kadar bir şiddetten sonra hafifler insan? Biliyor musunuz?
Biliyorsanız söyleyin.
Bir insanın, en doruktaki bir acıda bile duyarsız kalabilir mi kalbi? Azı, çoğu, ölçüsü nedir?
*Acı* diyorum, acı hani?
Yaktığı yerden bir cerahat gibi akıp gider mi ya da hiç gitmez mi? Merak ediyorum sahiden. Şimdi, hangi inanç geri çevirecek içimdeki intihar isteğini? Nasıl bir umut erteleyebilir ecele beni? Beni kandıracak bir söz var mıdır bu dakikadan sonra ve hâlâ? Varsa söyleyin.
Gelecekse beklerim. Ama kandırmayın beni.
Rüzgar Bizi Götürecek
Benim küçük gecemde
Rüzgar ağaçların yaprağına son kez süre tanıyor
Benim küçük gecemde viran olmanın korkusu var
Kulak ver
Karanlığın esintisini duyuyor musun?
Ben garipçe şu talihime bakıyorum, ümitsizliğe alıştım
Kulak ver
Karanlığın esintisini duyuyor musun?
Gecede, şu an bir şey geçiyor
Ay kızıl ve karmaşık
Ve her an düşme korkusu yaşanan bu damda
Bulutlar yaslı kalabalıklar gibi
Sanki yağmurun yağacağı anı bekliyor
Bir tek an
Ondan sonra hiç
Bu pencerenin arkasında gece titriyor
Ve yeryüzü
Geri kalıyor dönüşünden
Bu pencerenin arkasında bir bilinmeyen
Beni ve seni bekliyor
Ey baştan ayağa yeşil olan sen
Ellerini, yakıcı hatıralar gibi benim aşık ellerime bırak
Ve dudaklarını, sıcak bir his gibi senden benim aşık
dudaklarımın okşayışlarına teslim et
Rüzgar bizi kendisiyle götürecek
Rüzgar bizi kendisiyle götürecek.
Furuğ Ferruhzad