Ait olduğu yeri bulamamıştı çünkü.Kendini bulduğu her yere uyum sağlamış,işte ve eğlencede iyi olması sebebiyle,hakları için savaşma ve karşısındakinde saygı uyandırma isteği ve yeteneği sayesinde her zaman ve her yerde sevilen biri olmuştu.Ama hiçbir yere kök salamamıştı.Etraftakileri memnun edecek kadar uyum sağlamış ama kendisi tatmin olamamıştı.Her zaman bir huzursuzluk hissiyle altüst olmuş,daima ötelerden gelen bir çağrıyı duymuş,kitapları,sanatı ve aşkı bulduğu ana kadar hep dolaşmış ve aramıştı.
"Üniversite gölünde en fazla benim gibi bir kaç balık daha vardır herhalde.Bazen tamamen sudan çıkmış olduğumdan iyice emin oluyorum ve Paris'e veya bir keşiş mağarasına ait olduğumu veya Quertier Latin'deki ucuz lokantalarda Bordo şarabı içerken gelmiş geçmiş tüm yaratıklar üzerine radikal fikirlerini bağıra çağıra seslendiren serkeş ve acınası bir bohem topluluğa mensup olmam gerektiğini düşünüyorum.Gerçekten de radikal olmak için biçilmiş kaftan olduğumdan o kadar sık emin oluyorum ki... Ama sonra aklıma o kadar da emin olmadığım sorular doluşuyor.İnsani zayıflık ve kırılganlığım beni ürkekleştiriyor ve herhangi bir sorunu tüm boyutlarıyla ele almaktan men ediyor."