Neşe

Puan vermedi·271 syf.··
2020 19. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2020 20:21
Aklımda bir kaç söz varken kitabı bitirmeden henüz; Erdal Öz'ün sunumu,Doğan Hızlan,Demir Özlü ve Turgay Gönenç'in Necatigil hakkında kaleme aldıkları yazıları(tümü kitabın başında bulunuyor) okumamışken tamamen kendi fikirlerimden oluşacak yorumumu paylaşmak istedim.Aslında çok da uzun tutmak istemiyorum.Çünkü kitabın başında duyduğum öfke sonlara yaklaşmışken artık başka bir açıdan bakabilme imkanı tanıdı bana.Ki iyi kitapların ortak özelliği de bu değil midir zaten? Öfke duydum çünkü eğer şiire yeni başlayan biriyseniz şiirler size göre değil kanımca ve size şiiri sevdirecek şiirler de değil.Ben bu duyguyu Özdemir Asaf okurken de hissetmiştim.Okurken ne okuduğunuzu anlamayacak sayfalar dolusu ne anlatıyor yahu diye kendinize ve şaire kızacaksınız.Ancak bu kızgınlık ve öfke duygusuyla beraber Edebiyat mezunu bir okur olarak kendimi alamadığım bir düşünce,iyi de bu adamlar Türk Edebiyatının,Türk şiirinin köşe taşları ve ben bu kadar iyi olan neyi anlayamıyorum,göremiyorum sorusu idi.Kitabın arka kapağında geçen bir bölüme rastgeldim okurken.Necatigilden alıntı: "Şiir bir sözcük yaratımıdır,bir anılar toplamıdır.Bir dili olabildiğince enine boyuna değerlendirme çabasıdır.Şiir sürekli verimlilik istediği için biz şiirin ve bütün boyutlarının sınırlarını denemek zorundayızdır.Ben şiirde en uç noktalara kadar gidip geldim." Kendi şiirine dair yaptığı bu açıklama biraz da olsa anlamaya başlamama yardımcı oldu.İçerde kalmaya çalışmıyor.Kendi deyimiyle"sözcüklerin bir çok anlamlarından yararlanarak böyle çokgen bir şiir sağlamayı" deniyor.Şiirde en uç noktaları arayıp bulmaya,hatta bir sınır var ise o sınırları itip genişletmeye çabalıyor.Bu açıdan bakıldığında anlamsız gibi görünen bu bi araya gelmiş sözcükler cümleler yığınını anlamlı kılmak daha kolay oluyor.Çünkü aslında
SevgilerdeBehçet Necatigil · Can Yayınları · 20211,305 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2020 03:07
Arka kapak yazısında; "Sen görmüyorsun belki ama ben beğenildikçe sessizce ve derinden şairliğime ağlıyorum" diyen şairin ilk ama bana göre ustalık eseri olan bu şiir kitabına övgüler yağdırmak istiyorum.Çünkü ziyadesiyle haketmiş.Enteresan olanı Uğur Koparan şiirlerini okumaya en son yazdığı kitaptan geriye doğru başlamıştım.Yani Tel Örgü/Yasak Bölge,Oysa ve en son ilk kitabı Varoluş/Öz.Bu düz mantıktan kaynaklanan bakış açısıyla en son yazdıkları herhalde en iyileridir diye düşünerek okuyordum fakat Varoluş/Öz'deki sade ihtişama hayran kaldım.Kendisinin deyimiyle yalnızca "çeyrek asırlık" yaşam deneyiminin ürünü olan bu şiirlerin hala çoğunluk tarafından keşfedilmemiş olmasına şaşıyorum.Sonraki dönemlerde dikenlere bürünecek mizacın bu naif,dupduru anlatımı karşısında hayretler içersindeyim.Öyle ki kitaptan alıntı yapmak istesem neredeyse bütün şiirleri paylaşmam gerekecekti.Keşfetmiş olmaktan asla pişman olmadığım hatta keşfettikten sonra bile tanımakta hayli geç kaldığım şair/yazar demiycem "7 milyar insandan sadece biri".Kendisine dair ufak çaplı araştırmalar yapmanızı öneririm ki bu 7 milyara karşılık kazancınız hayli yüksek olacak.Kitaplarıyla kitap dışı gündelik söylemleri hep aynı olan,dönüp dolaşıp aynı gerçeklerden bahsetmekten usanmayan bu adamı tanımış olmanızı diliyorum.Henüz vakit varken."Beni göremezsiniz...Çünkü ben;sizin görmek istemediklerinizin toplamıyım" diyor hırçın deli çocuk...Aynalarda buluşuruz...Kimbilir,belki bir gün...
Varoluş - ÖzUğur Koparan · Nokta Yayınları · 201117 okunma
Puan vermedi·306 syf.··
2020 12. kitabı
·
233 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2020 04:14
Oğuz Atay'ın günlüğünü yarıda bırakmak vardı aslında.Okumamak,o sonla karşılaşmamak vardı.Ama onu anlamak için saatlerce kafa yoruyorsam,satırları yeniden yeniden sağa sola not ediyor, ezberleyene kadar tekrar ediyorsam o son hiç gelmemiş demektir öyle değil mi.Bir günlük hakkında inceleme yazmak ne kadar doğrudur,hakkında ne söylenebilir bilmiyorum ama Oğuz Atay'ın günlüğü de zaten bildiğimiz alıştığımız ölçüden biraz uzak.Ben kitabı Oğuz Atay'ı daha yakından tanımak, onu kendi ruh ikliminde keşfe çıkmak için okumaya başlamıştım ama geldiğim şu noktada görüyorum ki Oğuz Atay zaten kendisini yazdığı eserlerde anlatmış.Bunu, defterin neredeyse tamamında romanları ve hikayeleriyle meşgul oluşundan:kurgulamalarından,pasajlarından,yazacağı kitaplara hazırlık için okumalar yapmasından,analizlerinden anlıyorsunuz.Bu notlarda tüm vaktini,bilincini,benliğini tamamıyla yazmaya,üretmeye vermiş bir Oğuz Atay görüyorsunuz.Hatta bir yerde o dereceye geliyor ki memnun olmuyor kendisinden;"Düşüncem geç gelişti,biraz geç başladım;biraz da erken bırakmak durumunda kalıyorum." diye yakınıyor.Haksız da değil.43 yıllık yaşamında ilk romanı ölümünden 5 yıl önce yayınlanan bir yazar var karşımızda.Mücadelesi,üretkenliği bu yüzden çok kıymetli. Fakat bana göre dikkati çekmesi gereken asıl önemli nokta Oğuz Atay'ın titizliği.Yaptığı tahlillerde bazen bir ruh doktoru,bazen sosyolog gibi davranmasından söz etmiyorum.Bir edebiyat öğretmeni olarak okurken müthiş zevk aldığım bir şey;kitabın içinde yazım ve imlâ hatalarına rastlamama rağmen Oğuz Atay'ın kendi el yazması orjinal metin üzerinde kontrol ettiğimde hiçbir sefer hata yapmamış olması.Bu titizlikten neden bu kadar zevk aldığımı hayatında müthiş hatalar yapmaktan korkarak,her anını her saniyesini kontrollü olarak geçiren insanlar
GünlükOğuz Atay · İletişim Yayınları · 20207,3bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2020 9. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2020 02:19
Böylelikle kutsal Arap şiiri üçlememi tamamlamış bulunuyorum: Mahmud Derviş,Nizar Kabbani ve Adonis.Türk dili ve edebiyatı okuyup Arap şiirine merak salmak hayranlık beslemek neçe harekettir ama şunu öğrenmiş bulunuyorum ki çeviri yalnızca hikaye ve romanda değil şiirde asıl metnin candamarıdır.Şiir zaten tabiatı itibariyle kendi dilinde okuyanın bile hafsalası zengin değilse algılayabildiği bir metin değildir.Kaldı ki o şiiri başka dilden devşirerek okumak...Özellikle Adonis'in bu kitabını okurken o kadar zorlandım ki.Ne diyor ne anlatıyor başa sarıp sarıp anlamaya çalıştım.Yer yer e be adam(Metin Fındıkçı) ona öyle mi denir o kelimenin yerine şunu koysaydın ya dedirtti sonuna kadar.Çevirirken aynı zamanda şiirsel estetiğe sadık kalmak çok çok zor bir iş görülüyor ki.Yine de aslından dinliyormuş gibi o Arap tınısını hissettiriyor şiirlerin kendisi.Coğrafyasıyla o kadar bütün o kadar lezzetli ifadeler içeriyor ki.Daha önce de söylediğim gibi Arap şiiri her çağda güzelliklerini korumayı başarıyor.
Sen Oku Ey Aşkın SarhoşluğuAdonis · Hayal Yayıncılık · 201086 okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2019 14. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2019 03:34
An itibariyle yaşadığım aydınlanma.Kitapta uzun uzun okuduğum ateşte yanmayan, ateşi söndüren semender denen hayvancık hepimizin bildiği pokemon Charmender.Onun da kuyruğunda daima yanan bir ateş imgesi var.Biz bu efsaneden bi haber izlemişiz yıllarca.Kitabı okurken bu detayı da göz önünde bulundurun derim.Resmen üçüncü bir boyut kazandı gözümde.
Hafız ile SemenderHaydar Ergülen · Kırmızı Kedi Yayınları · 2014182 okunma