“Bir yıl içinde kadınlarla ilgili kaç kitap yazıldığına dair herhangi bir fikriniz var mı? Bunlardan kaçının erkekler tarafından yazıldığına dair herhangi bir fikriniz var mı?”
Uzun bir süredir kitaplığımda olmasına rağmen elime alıp da tamamlayamadığım kitabı bu iki gün içinde bitirebildim. Akıcı olduğunu, rahatça ilerlediğini belirttikten sonra kesinlikle sakin kafayla okunması gereken bir kitap olduğunu söylemek isterim çünkü Woolf, her sayfada sizi farklı bir başlık altında düşünmeye, toplumun alışılmış bakış açısını ve bana kalırsa en önemlisi kendinize olan tutumunuzu sorgulamaya itiyor.
En başta yaptığım alıntı, aslında kitapta sorulmuş en önemli sorulardan biri. Woolf'un kitapta da öngördüğü gibi günümüzde kadınlar farklı alanlarda etkinlik gösterip çalışıyor olsa da çok öncesinden beri süregelen ataerkilliğin altında hala ezilmektedir. Evet, şimdi olduğu gibi geçmişte de erkeklerin üzerinde yaratılan beklentiden kaynaklı baskı yadsınamaz ve kadınların bu bastırılmışlığının sebebi olarak onları görüp öfkeyi direkt olarak tek bir noktada toplayamayız. O zaman sorun nerede?
Virginia Woolf'un da değindiği gibi, insan kendine güveni olmadığı sürece zayıftır ve bakıldığında bu güveni en kolay şekilde diğerlerinin kendinden aşağıda olduğunu düşünerek kazanır. Aslında tam olarak bu üstün görmeden kaynaklanır kadının eve kapatılıp kısıtlanması. Kadın evde olmalıdır, kadının parası kocasınındır, kadın çocuk doğurmakla ve ona bakmakla yükümlüdür ve kadının okuyup yazması, düşüncesini özgür bırakması gülünçtür çünkü bu kadının durması gereken yerin sınırları dışındadır.Kadının kendine ait bir odası bile yoktur. Tüm bu düşünce baskısının yanında bir de maddi olanaksızlık olunca kadından kurmaca veya şiir anlamında nitelikli bir ürün, nitelikliyi geçelim bir ürün ortaya