"Kadın yani toplumun bilinçli olarak atadığı günah keçisi; yargılayan gözlerin, küçümser sözlerin, hafife almaların odağı. İş yerinde erkek iş arkadaşlarının gölgesinde bırakılır, geç saatte sokağa çıkması yargılanmasına sebeptir, keyfince giyindiğinde yaftalanır, siyasette ciddiye alınmaz. Evlenmek istemediği için marjinaldir, çocuk sahibi olmaması anormaldir. Cinsel isteklerini baskılamak zorundadır çünkü namus yalnızca ona özeldir. Ne düşündüğünü açıkça söylemesi kitleleri rahatsız edebilir, fazla göz önünde olmak onun için uygun değildir. Bir iş yaparken muhakkak yaptığı yanlış şeyler vardır ve düzeltilmesi gerekir. Kabiliyetlerinin küçümsenmesi sanki onun kaderidir; bir de ahlâk kuralları sırf o uysun diye yazılmıştır. Ağladığı için çok duygusal, serinkanlı olduğunda ise kibirlidir. Bunlar yetmezmiş gibi yaşam hakkına göz dikilir..."
Kadınların popüler kültür ürünlerini içine alan ilgi alanlarının sistematik olarak değersizleştirilmesi üzerine kaleme aldığım yazım "Popüler, Kadına Ait Olunca: İlgi Alanlarının Değersizleştirilmesinin Sosyolojisi" Söylenti Dergi'de yayında!
Peki "siz bunun sorgulama yetinizi baltalayan, bakış açınızı daraltarak kültürel hiyerarşilerin esiri olmanıza yol açan klişe bir yaklaşım olduğunu fark ediyor musunuz? Yoksa kadını değerlendirirken hâlâ zihninizi körelten atıl yargı mekanizmasını mı kullanıyorsunuz?"
Okumak için: soylentidergi.com/populer-kadina-...
temmuz çoktan bitti.
ağustos da bitecek.
eylül'de ellerin üşüyecek,
ısınmak için geleceksin.
biliyorum...
eylül tam bu işe göredir,
gel bağışlayalım birbirimizi.
1953 yılında gerçekleşen Dumlupınar denizaltı kazasını anlattığımız ve Ah Bir Ataş Ver türküsü ile bağlantısına değindiğimiz yazımız:
soylentidergi.com/dumlupinar-deni...