Son zamanlarda okuduğum hiçbir metin, Tunç Tataker’in Farkındalık Cehennemdir eseri kadar içimdeki yerleşik doğruları sarsmadı, beni bu denli derin bir iç hesaplaşmanın ortasında bırakmadı. Modern dünyanın bize bir huzur ve şifa hapı gibi pazarladığı o "romantik farkındalık" klişelerini tamamen yerle bir eden bu kitap, adeta elimizden tutup bizi kendi illüzyonlarımızla yüzleştiriyor. Tataker, toplumun ve ailenin sırtımıza yüklediği, kutsallaştırılmış o toksik kalıpların altını acımasızca oyuyor; "kutsal aile yalanları", "evlilik masalları" ve modern kişisel gelişimin dillerden düşürmediği o içi boşaltılmış "affetme saçmalıkları" ile bizi tek tek hesaplaştırıyor. Kitaptan bu kadar derinden etkilenmemin en büyük sebebi, yazarın cümleleri süslemeden, bizi teselli etmeye çalışmadan, gerçeği ham ve çıplak bir dille yüzümüze vurması oldu. Farkındalık, bu kitapta bir aydınlanma ödülü değil; geri alınamayan bir görme hali, bir tür ağır yük ve yabancılaşma sebebi olarak ele alınıyor. İnsan bir kez maskelerini düşürüp otantik benliğiyle o uçurumu gördüğünde, bir daha asla o tatlı cehalet uykusuna geri dönemiyor ve bu uyanış, beraberinde muazzam bir yalnızlık getiriyor.
Ancak bu noktada, sayfayı takip eden ve bu kitabı eline almayı düşünen herkes için çok ciddi bir uyarı yapmam gerekiyor: Bu kitap, ruhsal ve zihinsel olarak henüz hazır olmayan kullanıcılar için gerçekten çok zor, sarsıcı ve yıkıcı bir okuma olacaktır. Eğer hayata karşı geliştirdiğiniz o konforlu savunma mekanizmalarınızdan vazgeçmeye niyetiniz yoksa, sistemin size sunduğu masallarla mutluysanız ve içinizdeki o karanlık dehlizlere inmeye henüz cesaretiniz yoksa, Tataker’in dürüstlüğü ve sunduğu gerçekler size çok ağır gelecektir. Kitap size sahte bir mutluluk vaat etmiyor, önünüze hazır bir anlam reçetesi