İnceleme Küçük Ölçüde Spoiler İçermektedir
9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 162. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:30
Daniel Keyes'in Algernon'a Çiçekler isimli romanı, ilk bakışta zekâ üzerine kurgulanmış bilimsel bir hikâye gibi görünse de, sayfalar ilerledikçe insan olmanın ne anlama geldiğini sorgulatan oldukça güçlü bir eser olduğunu fark ediyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde geriye, yalnızca Charlie Gordon'un hikâyesi değil; sevgi, yalnızlık, bilgi, hafıza ve insan onuru üzerine uzun süre zihnimde dolaşan sorular kaldı. Romanın en güçlü taraflarından biri, Charlie'nin zihinsel dönüşümünü kendi kaleminden okuyor olmamız. Başlangıçta basit ve kırık cümlelerle ilerleyen anlatımın, Charlie'nin zekâ düzeyi arttıkça karmaşık ve derin bir hâl alması, edebiyat ile psikolojinin ne kadar etkileyici bir biçimde birleşebileceğini gösteriyor. Özellikle Charlie'nin şu sözleri, kitabın merkezindeki trajediyi tek başına özetler nitelikteydi "Öğrenmek tuhaf bir olay. Ne kadar derinlere gidersem, var olduğunu bile bilmediğim şeylerle karşılaşıyorum." Charlie karakterini uzun uzun anlatmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü onu tanımlayan şey zekâsı değil, insanlığını koruma çabasıydı. Belki de romanın en sarsıcı tarafı burada yatıyor. Charlie'nin zekâsı arttıkça çevresindeki insanları, geçmişini ve kendisini daha iyi anlamaya başlaması; buna karşılık mutluluğunun aynı oranda artmaması, bilginin her zaman huzur getirmediğini gösteriyor. Akademik açıdan bakıldığında eser, insanın bilişsel gelişimi ile duygusal ihtiyaçları arasındaki ilişkinin ne kadar karmaşık olduğunu da gözler önüne seriyor. Daniel Keyes, yalnızca bir karakterin zekâ düzeyini değiştirmiyor; aynı zamanda okuyucuyu "İnsanı insan yapan şey nedir?" sorusuyla baş başa bırakıyor. Gerçekten de bir insanı değerli kılan şey zekâ mı, yoksa sevilme ve ait olma ihtiyacı mı? Romanın güçlü yönleri arasında özgün anlatımı, psikolojik derinliği ve
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,5bin okunma
Kitaplığımda içinde Erasmus geçen bir kitap olsa mı?
6/10
·167 syf.··
2026 6. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 15:08
Olsun çünkü Erasmus’a gideceğim kesinleştiğinde ya da döndüğümde birinin bana bu kitabı hediye etmesini yeterince bekledim ve kendime hediye ettim. Yine de kitapla ilgili ne düşünmem gerektiğini ne okurken ne de bitirdiğimde anlayabildim. Deneme türünde olan kitapta Erasmus, kitabı arkadaşı Thomas More’a ithaf etmiş. Kitap boyunca tahmin edemeyeceğim kadar edebi atıflar, mitolojik bilgiler, dönemin iğnelemeleri olmasını geçtim bazı yerlerde hiç zihnimde canlandıramayacağım bağlantılar vardı. Temel olarak (anladığım kadarıyla, çünkü daha lisans 4. sınıf öğrencisiyim ve bu türde okuduğum muhtemelen ilk kitabım ve bu benim alanım değil) kitapta bilgeliğin hayatın tadını almamızı engellediği, sık sık vurgulandığı üzere mor cübbeli filozofların bilgiç konuşmasının ve din adamlarının hiçbir şey anlamadıkları hâlde vahiylerle süslü vaazlar vermesinin insanları mutlu bir şekilde yaşamaktan alıkoyduğu anlatılıyor. Düşününce bilgi gerçekten de mutluluk getirmiyor, hatta 18. yüzyılda kazandırılan Thomas Gray’e ait “Cehalet mutluluktur.” sözü de bunun kanıtı. Kitabın 16. yy.da yazıldığını düşünürsek yüzyıllardır değişmeyen hatta günümüzde örneklerini gözümde canlandırabildiğim bir durum bu. Erasmus’un anlatımında o günün örnekleri verilmiş olsa da bunlar günümüzde hâlâ var ve sosyal medyada görüyoruz da. İnsanlar bir şey anlamıyor ama körü körüne din yayıcıların peşinde sürü hâlindeler. Belli yerlere gelmiş eğitimciler yalnızca kendi alanlarıyla ilgilenip insanlık için bir fayda sağlamıyorlar. Oysa deliler -ya da deli dediklerimiz- tüm bunların içinde cahillikleriyle mutluluk içinde. İlk aklıma gelen ne börtü böcek vardır da zararlıdır demeden kaygısızca toprakla çamurla oynamaları. Bugünle bağdaştırdığım yanlarının yanında eski dönemlere ait kitaplarda en hoşlanmadığım
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Can Yayınları · 202315,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·325 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 20:20
Kitap , bizim gözümüze sokmadan, bu böyledir demeden ustalıkla bir çok konuya değiniyor. Öncelikle ilk sayfalarda karşımıza, bizi acaba yanlış basım mı şüphesine sürükleyen yazım hataları çıkıyor. Kitap ilerledikçe bu yazım hataları kaybolmakla beraber yazım dili de daha katmanlı bir hal alıyor. Burada yazım ve konuşma dilinin bizim zihnimizin sınırlarını gösterdiğini de gözlemlemekteyiz. Charlie'nin sadece yazım dili değişmiyor elbette ki , artık yazdıklarından öz farkındalığın geliştiğini , varoluşsal sorgulamalar yaşadığını , yalnızlaştığını da görüyoruz . Ameliyat öncesinde arkadaşı sandığı herkesin onu aslında sandığı gibi sevmediğini onunla dalga geçtiğini fark ediyor . Bunun farkındalığı arttıkça icindeki öfke ve yalnızlık artıyor . Bütün bunlar yaşanırken Charlie'nin zekası gün geçtikçe hızla artıyor , ancak duygusal olarak olgunlaşma hızı bu eğriyi yakalayamıyor. Charlie'nin zihni bilgiyi işliyor ancak travmalarını, insanların zalimliğini, çocukluk anılarındaki yaralarını, aşağılandığı zamanları işleyemiyor. Charlie'nin çocukluğuna dair anılarında annesi tarafından koşullu sevildiğini görüyoruz, dolayısıyla da sevilmediğini. Annesi onu oldugu haliyle kabul etmiyor ve onda kitapta da gördüğümüz bir çok yarayı oluşturuyor. Ve bunun doğal getirisi olarak da annesi ile yüzlestiğinde dahi hâlâ onun onayını aradığını görüyoruz. Gel gelelim Algernon'a . Algernon, charlie'den önce bu ameliyatın denendiği ve en uzun süre zeki kalan faredir. Profesörlere gore bu fare sadece bir denektir, aynı charlie gibi . Bunu kitapta Charlie'nin isyanlarında çokça görmekteyiz. Ben ameliyattan once de insandım simdi de insanım , sadece laboratuvar verilerinden ibaret degilim der. Bu şekilde bilimin insanı indirgeyen yaklaşımını elestirir . Algernon bir yandan da Charlie'nin
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,5bin okunma
Savaş barıştır Özgürlük köleliktir Cehalet kuvvettir
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:25
1984’ü bitirince insanın zihninde önce olaylar değil bu ses kalıyor. Orwell sana bir hikaye anlatıp çekilmiyor seni sloganla telescreen’le ihbarla korkuyla hafızanın çöküşüyle aynı odada bırakıyor. Roman boyunca anladığım. Bu kitap bir rejimin ne kadar zalim olabileceğini anlatmaktan çok insanın hangi noktalarda içeriden kırıldığını anlatıyor. George Orwell 1984’ü 1949’da yayımladı romanı ağır veremle boğuşurken yazdı ve son sayfalarını Jura’daki evinde tamamladı. Kitap yalnızca bir distopya klasiği olmadı Big Brother Thought Police Room 101 doublethink ve Newspeak gibi ifadeleri gündelik dile taşıdı. Bunun sebebi de şu 1984 iktidarın insanı sadece dışarıdan değil içeriden de nasıl biçimlendirdiğini gösteren ender romanlardan biri. Benim için 1984’ün asıl kudreti geleceği bilmiş olmasında değil. Asıl kudreti gerçeğin nasıl eğilip büküldüğünü sevginin nasıl bozulduğunu dilin nasıl daraltıldığını ve insanın nasıl kendi zihnine yabancılaştırıldığını adım adım göstermesinde. Bu yüzden bu romanı okurken bir ülkeye değil insanın savunmasız taraflarına bakıyorum. Romanın Kalbi Bu romanı sadece gözetim toplumu diye özetlemek romanın kalbini ıskalamak olur diye düşündüm. Merkezde kamera değil hakikat üstünde tekel kurma tutkusu var. Winston’ın işi geçmişi düzeltmek değildi geçmişi Parti’nin o günkü ihtiyacına göre yeniden icat etmek. Britannica’nın da özetlediği gibi Parti yalnız bedeni değil düşünceyi hafızayı ve anlamı hedefliyor Orwell Foundation da Winston’ın görevinin olayları Parti sürümüne uydurmak olduğunu açıkça vurguluyordu bizlere. Burada dil dekor değil silah. Orwell daha 1946’da dil gevşedikçe düşüncenin de gevşediğini kötü ve özensiz dilin aptalca düşünmeyi kolaylaştırdığını yazıyordu. 1984 bu fikri soyut bir deneme olmaktan çıkarıp romanın işkence
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 09:39
Son zamanlarda okuduğum hiçbir metin, Tunç Tataker’in Farkındalık Cehennemdir eseri kadar içimdeki yerleşik doğruları sarsmadı, beni bu denli derin bir iç hesaplaşmanın ortasında bırakmadı. Modern dünyanın bize bir huzur ve şifa hapı gibi pazarladığı o "romantik farkındalık" klişelerini tamamen yerle bir eden bu kitap, adeta elimizden tutup bizi kendi illüzyonlarımızla yüzleştiriyor. Tataker, toplumun ve ailenin sırtımıza yüklediği, kutsallaştırılmış o toksik kalıpların altını acımasızca oyuyor; "kutsal aile yalanları", "evlilik masalları" ve modern kişisel gelişimin dillerden düşürmediği o içi boşaltılmış "affetme saçmalıkları" ile bizi tek tek hesaplaştırıyor. Kitaptan bu kadar derinden etkilenmemin en büyük sebebi, yazarın cümleleri süslemeden, bizi teselli etmeye çalışmadan, gerçeği ham ve çıplak bir dille yüzümüze vurması oldu. Farkındalık, bu kitapta bir aydınlanma ödülü değil; geri alınamayan bir görme hali, bir tür ağır yük ve yabancılaşma sebebi olarak ele alınıyor. İnsan bir kez maskelerini düşürüp otantik benliğiyle o uçurumu gördüğünde, bir daha asla o tatlı cehalet uykusuna geri dönemiyor ve bu uyanış, beraberinde muazzam bir yalnızlık getiriyor. Ancak bu noktada, sayfayı takip eden ve bu kitabı eline almayı düşünen herkes için çok ciddi bir uyarı yapmam gerekiyor: Bu kitap, ruhsal ve zihinsel olarak henüz hazır olmayan kullanıcılar için gerçekten çok zor, sarsıcı ve yıkıcı bir okuma olacaktır. Eğer hayata karşı geliştirdiğiniz o konforlu savunma mekanizmalarınızdan vazgeçmeye niyetiniz yoksa, sistemin size sunduğu masallarla mutluysanız ve içinizdeki o karanlık dehlizlere inmeye henüz cesaretiniz yoksa, Tataker’in dürüstlüğü ve sunduğu gerçekler size çok ağır gelecektir. Kitap size sahte bir mutluluk vaat etmiyor, önünüze hazır bir anlam reçetesi
Farkındalık CehennemdirTunç Tataker · Tuhaf Yayınları · 2025400 okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 1. kitabı
Zeka mutluluk kolerasyonunu kurcalayan kitap.. Cehalet mutluluktur demiyor ama insan kendini Charlie'nin yerine koyunca eski yasamına donmesini istemiyor da degil bence. Basındaki anlatım zenginligi sonunda da olsaydı etkisinden cıkmak cok daha uzun surebilirdi.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,5bin okunma
Reklam
Reklam