Neticede dokunduğu her şeyi küle çeviren bu arada kendisi de küle dönen sonra küllerinden doğmakla yazgılananlara mahsus yorgunlukla yorgunsun. Oysa yeniden doğmak filân istemiyorsun.
Şimdi sen çok yorgunsun. Her gün daha az şaşıracak, daha az sarsılacak kadar. Bütün eski defterleri kapatacak ama yeni bir sayfa da açamayacak kadar. Bir ömür boyu bir can taşır gibi saklanmış sayfaları bulup çıkaramayacak, emanet cümlelere sığacak kadar. Anlatmaktan değil susmaktan. Yaşamaktan değil yaşamamaktan. O kadar yorgunsun.
Uzayan kısalan yollardan ,sana ait olmayan anlardan,gitmedigin yollardan yorulmadın mı?
canım, birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sevmek lazım.
his boşluğu ve iç burkulması diye bir şey varmış.
cok sevince anladım.
hayat, o evde yerin yok diyor. yerini bil.
evdeki ve sokaktaki tüm savaşları kaybettiğim yerdeyim.
hala güzel olduğunu bilmeden, güzel duranı seviyorum.
ellerini takip ediyorum,
hala.
elin ısısıyla kalbin ısısı birbirine ne yakınmış.
kalp sıkışıyor, el buz.
yüzümü yağmura uzatsam geçecek diyorum.
geçmiyor.
ev buz.
anlamaktan yoruldum.
sarılmaktan.
sen, o evde - sarılmaktan korkanların en uzağında dur, olur mu?
öyle birine aşık ol ki, her şeyi unut. dans etmeyi hatırla.
birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sev.
çok sev. çok küs. çok barış.
ellerini takip et sonra.
ellerinde ne gördüğümü bulursan sonunda,
gülümse.
güzel gülene aşık ol.
aşık olursan bir gün benim kadar.
yüzünü yağmura uzat…
geçti, geçti desin biri.
hiç geçmesin…
artık senin de bir şiirin var!
geçti… geçti