4 yıldır babamın yokluğunu çekiyorum ama asıl kaybettiğimi numarasına baktığım zaman başka birine ait fotoğraf görünce anladım. Çocukken ezberlediğim o numara babama ait değildi artık. O anı hiç unutmadım, babamın artık benimle olmadığı tokat gibi çarptı yüzüme. Bulutları, gökyüzünü, güneşi çekemiyorum artık. Senin şu cümlelerin geliyor aklıma “Ne var ki gökyüzü işte. Hadi çağırın da gelsin çeksin.” Haklısın babam, o zaman sıradan bi gökyüzüymüş asıl şu an anlamlı. Her güneş doğuşunda, batışında seni görüyor gibiyim. Daha bi sakin daha bi güzel bulutlar. Seni çok seviyorum. Babalar günün kutlu olsun her zaman yanımdasın. Beni unutma gel rüyalarıma.
olacak olan buydu, duyumsanan sevginin altında ezilecektim. ezildim. bana karşı büyüyen nefretin, her gece biraz daha bana, bize yabancı. bir infialdi büyüyordu kaburgalarımın gerisinde, kimseciklerde duymuyordu kırılışını. aynı cümlenin içinde defalarca terk edildim. sana ulaşan yollar mı? kalmadı. belki de hiç olmadı. yarım kalmış bir vedanın gölgesinde ah çekiyorum. biraz daha beklemek, kendine geç kalmak. adın dudaklarıma yakışmayan aracı, kalbimde hiç geçmeyen bir sızı. dokununca dağılan ince bir kabuk, derinlerde büyüyen ve mahur yokluk. bir infial daha, kimsenin dönüp bakmadığı saatlerde ancak mensup. ardımda kaldı sevişmelerimiz, daha çok yaşatacaktık anıları. ve katledilmiş birlikteliklerimiz kaldı, bizden değil senden ve benden geriye, ancak katledilmiş birliktelikler kaldı.
Reklam
Elif harfinin yanına noktayı andıran he harfi gelince 'âh' diye okunur. Bu sebeple 'elifim noktalandı' demek, 'âh çekiyorum, acı çekiyorum' manası taşır.
Kadın olmak mali, fiziksel güçten daha farklı.
Ağır işleri öne sürüp ev işlerini küçük gören erkeklere sözüm var. Tamam. Sanayi, maden ve inşaat kadar ağır bir iş değil ama bir kadın için yorucu. O çocuklara bakmak falan da psikolojik olarakta yorucu. Bazı erkeklere bu işler kolay geliyor. Öncelikle her evde bulaşık makinesi yok. Elde ben bulaşık yıkıyorum. Her gün evi elektrikli süpürgeyle çekiyorum. Bazen de siliyorum. Her gün lavabo yıkıyorum ve el yıkama yerlerini de temizliyorum. Her gün gün içinde yere öğlen, akşam dökülen şeyleri de elektrikli süpürge hariç temizliyorum. Evi düzenliyorum. Neredeyse her gün çamaşırları asıyorum. Çamaşırları katlayıp koyuyorum. Akşam babam geliyor. Su istiyor. Tuz istiyor. Yemeği koydurtuyor bazen. Banyoyu, balkonları sadece ben yıkamıyorum. Yemekleri annem evdeyse ve yapacak haldeyse hep o yapıyor. Yaptığı yemek 3 öğün. Öğlen çocuklar yiyor. Ekstra yük. Bunlar da ev işi ve annem yapıyor. İki öğün bulaşığı da rahatsız olmazsa ve evdeyse o yıkıyor. Ben genelde 1 öğün yıkıyorum. Misafir gelirse 2 öğün yıkıyorum. Annem evde olmazsa, hasta olursa 3 öğün yıkıyorum. Üstelik annem evde olmazsa 2 öğün kesin olarak benim yemek yapmam gerekiyor. Bu hariç dolap temizliği var. Toz temizliği veya mevsimlik işler. Salça ve konserve işleri gibi. Bir de arada annem mantı dökme ve sarma sarma icadı çıkarıyor. İşler daha da artıyor. Sosyal hayat mı? Zor. İş yapmaktan dışarı çıkmaya az vaktim oluyor. Bir yere gezmeye de gidemiyorum. Akşam eve dönünce leş gibi bir evde oturmak istemiyorum. Sırf bu yüzden işe giremiyorum. Aile evinden çıkıp ayrı minik ev tutunca işim kolay olacak. O zaman ancak ev işleri kolay ve sosyal hayatım daha iyi olacak. Ama evlenmek ve aile evinde kalmak mı? Kötü. Asgari ücretle de çalışamam. Mutlaka ayrı eve çıkmak için atanmam gerekiyor. Bir kadın olmak bu yüzden zor.
1000Kitap
Bütün hayvanlardan korkuyorum. Kedi de dahil.
Kediler hem sevimli hem vahşi. Kedi fobim olmasaydı kedilerle hayat daha kolay olabilirdi. Öte yandan şükrediyorum. Kedi görünce kaçacak seviye korkum her konuda olmuyor. En çok kedi sürüsüne yemek vermek beni ürkütüyor çünkü o an çok saldırgan gibi geliyorlar. Ama daha önce yaptım. Yine de kedi fobim aynı. Hala kedinin kişiliğine bağlı olarak kafasına dokunup çekiyorum. Özellikle bir kedinin sürtünmesi hoşuma gitmiyor. Hiç bir kediyi kucağıma almadım ve alamam. Aslında bütün hayvanlara karşı bu durum var. Nedeni de yok. Doğuştan hayvan fobim var. Kedilerle oyun oynamayı denedim. Öte yandan kedi varsa benden uzak olsun diye yemek vermek, takip etmek çok yorucu. Bir kediyle misafirli evde yatmak zorunda da kaldım. Tam olarak kedi benim üstümdeki battaniye yatmıştı. Çevremde ayin yapar gibi dönüyordu. Uyku en savunmasız anım. Bu yüzden günlerce o kediyi takip ederek az uyudum.
1000Kitap
Benim şiirim
Benim Şiirim Ley’Lâ… Ley’Lâ zaman kan süzüyor kulaklarıma hıçkırığa mahkum biçare gönlüm, Ey sessiz ölüm gelsene,nerdesin adını yazsana dudaklarıma, Yaşadım ölümü ölmeden önce bana sonsuzluğu beklemek düştü, Ley’Lâ hafızası ölü nakkaş gibiyim çekiyorum mutsuzluğun yasını, Ayaklara mahkum bir baş gibiyim kapattım kalbimin son kapısını… İbrahim… İçimde işliyor derin bir yara, ıssız ovaların nehiriyim ben, Bakmayın çevremi kuşatanlara, hüznün, yalnızlığın şairiyim ben, Ruhumda ölümü yaşadım ölmeden önce uyandım, mutsuzluk geri dönünce, Ayaklara mahkum bir baş gibiyim, kapattım kalbimin son kapısını, Hafızası ölü nakkaş gibiyim, çekiyorum mutsuzluğun yasını, İçimde işliyor derin bir yara, aşkın öldürmeyen zehiriyim ben, Mazide benim de yüzüm gülmüştü, bana sonsuzluğu beklemek düştü…
Şiir
Reklam
Reklam