..Uyuyor! Ne güzel uyuyor. Melek de uyusa böyle uyur. Saçları yastığa ne tuhaf dağılmış. Keşke yastığı göğsüm olaydı. Keşke yorganı saçlarım olsaydı...
..Fakat insan... İnsan, gözünde o derece alçaktı ki, kendinin de insan olduğunu düşündükçe kendi kendini aldatmaya çalışır, karnını doyurmak için dağ başlarında dört ayaklı yürür, ağzıyla otlardı. Ah! Kendini taşıyıp da bu dünyaya getiren ana, o zaman şüphesiz karnını yüz bin parça ederdi.
Dünya... Hele dünya... Bir kere onun gözüyle bak. Sanki felek bir çocuk, dünya onun elinde bir top... Felek oynar, dünya yuvarlanır. Çocuk oynar, top aşınır. Şimdi kırmızı görünen şey gözünü yumup açıncaya kadar sarı olur. Doğru görünen şey bir anda eğri olur. ..