İlayda Çelik

İlayda Çelik
@celik_ilayda
Bizimki gibi bir zamanda - anlamsızlık çağında- eğitimin birincil görevi gelenekleri ve bilgiyi aktarmaktansa, insanın vicdanını geliştirmek olmalıdır; vicdan,insanın, geleneklerin ve değerlerin eksilen etkisine rağmen anlam bulabileceği tek becerisidir.
Reklam
Hayat, başkalarının hatalarını yüklenemeyecek kadar kısaydı.Herkes kendi hayatını yaşıyor ve bu hayatı yaşamanın bedelini ödüyordu. Acı olansa, insanın çoğu zaman tek bir hata için çok fazla bedel ödemek zorunda kalmasıydı. Aslında bakılırsa ,insan tek bir hata için sürekli bedel ödeyip duruyordu. Kader, insanla olan alışverişinde alacak defterini hiçbir zaman kapatmıyordu .
Bazen de bir sabah gözlerimizi, karanlıkta gönlümüze göre yeniden tasarlanmış bir dünyaya açmak için çılgınca bir istek duyarız; her şeyin yepyeni biçim ve renklere büründüğü, değişip dönüşebilen, sırlarla dolu, geçmişe dair hemen hemen hiçbir iz taşımayan, her tür bilinçli yükümlülükten ve pişmanlıktan azade, sevinçli anıların hüzünlendirip mutlu anıların acı vermediği bir dünya.
Çocuklar ilkin anne babalarını severler; büyüdükçe onları yargılamaya başlar, nadiren de affederler.
Deneyim denilen şeyin ahlaki bir değeri yoktu. Deneyim,insanların yanlışlarına verdikleri isimdi. Ahlakçılar kural olarak, deneyimi bir tür uyarı biçimi olarak görmüş, karakterin şekillenmesinde etik açıdan faydalı olduğunu öne sürmüş ve onu bize neyi yapıp neyi yapmayacağımızı gösteren bir şey olarak yüceltmişlerdir. Fakat deneyimin harekete geçirme gibi bir gücü yoktur. Rolü vicdanınki kadar azdır. Deneyimin bize gösterdiği tek şey şudur; geçmişimiz neyse geleceğimiz de o olacaktır ve geçmişte tiksinerek işlediğimiz günahları gelecek defalarca, hem de mutluluk duyarak işleyeceğiz.
Reklam