Abdullah Nâsıh Ulvân, Salâhaddîn’i “Onun omzunda dağların kaldırmayacağı bir Kudüs kaygısı bulunmaktaydı.” sözüyle anlatır.
Omzumda dağların kaldıramayacağı, koca bir ümmetin kaygısı var. Mekke’nin, Medine’nin, Kudüs’ün.. Bütün bir bilâd-ı islâm’ın ve onun mazlumlarının, esirlerinin, açlarının derdi var. Hıyânete uğramış bir dinin derdi var. Ümmetin taşımayı terk ettiği bütün yükün ağırlığı var üzerimde. Emânetine ihânet edenlerin sayısınca tasa var zihnimde. Omzumda, dağların kaldıramayacağı kadar ağır bir yük var. Ne var ki ben, Salâhaddin de değilim.
Sen Salâhaddîn olamamanın yükünü bilir misin?
#alıntı
t.me/diraase
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ebu Hureyre (ra) 'den şöyle rivayet edilmiştir:
Resullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"İnsanları doğru yola çağıran kimseye, kendisine uyanların sevabı kadar sevap verilir. Bununla beraber bu, onların sevabından bir şey eksiltmez. İnsanları yanlış bir yola çağıran kimseye de kendisine uyanların günahı kadar günah verilir. Bununla beraber bu, onların günahlarından bir şey eksiltmez." (Müslim)
173- Ebû Musa Ukbe b. Amr (Ra) , Resullah sallallahu aleyhi ve sellem 'den şöyle rivayet etmiştir:
"İyiliğe yol gösteren kimseye, o iyiliği yapanın sevabı kadar sevap vardır." (Müslim)