"Şiir adına varmak istediğimiz alan, söz'ün ideolojik sınırlar içinde anlam kazanmasını temin değil, (ne yazık ki muarızlarımız kadar yandaşlarımız da istediğimizin böyle olduğu yanılgısına düştüler ve biz daha sarih biçimde kendimizi ifade edebilecek donatım sahibi değildik) ideolojik sınırlar dışında da anlamı olan ve fakat Türkiye'de yaşayan bir tip insanın varlık alanına doğrudan göndermeler yapan, onu kendi anlamını tanımaya çağıran bir yerdi."
Kâra geçtiğini ve dünyanın bir parçası olduğunu duymak, benim annemin yüzüne bile nasıl da hemen bir gerçeği örten, ahlakı bir başka vakit, sıkıştığı ve ihtiyaç duyduğu vakit kullanılmak üzere kaldırılmış bir kalaylı kağıt kırışığı ifadesini yerleştirmişti. Dünya öyle tatlıydı ki azcık bir parça tat değmesi saf değiştirtiyor, dil değiştirtiyor, bakış bulanıklaştırıyordu.