Susmaya devam etti. Uzun bir sükût. Dakikalar geçiyor. Her an birbirimizden biraz daha uzaklaşıyoruz. Konuşursak, birbirimize bunu hissettirmekten başka bir şeye yaramayacak. Bunun için susuyoruz. Ne onda bu büyük mesafeyi atlamak ve ötekinin yanına varmak isteği ne bende kuvveti var. Bu sessizlik içinde zaman aramızdan bir düşman gibi geçiyor.
Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum.
Kadın: Baştan başlasak, ne dersin, başarabilir miyiz?
Erkek: Hiç sanmıyorum.
Kadın: Ben de... Bırak öyleyse, kalsın. Başaramadık. Bilmeyelim. Bilmesek de olur.
Ben sizi seçmediğim gibi, siz de beni seçmediniz. Bir durum bir araya getirdi bizi. Bir raslantı. O anda daha neler olmamıştır, bir kedi bağırmıştır, bir adam yanındaki kadını kucaklamıştır, biri bıçaklanmıştır, bir çocuk ağlamıştır... Bu sonsuz olan içinde sadece biri bizimkisi.