Celil Yıldırım

Celil Yıldırım
@celillesenn
Bakış açını değiştirmek "Dünya" nı değiştirir
— “Ders alınabilecek bir öğrenme ortamı” cümlesini kullandınız. Bu tutum, yaşama bu bakış, savaşçının en belirgin özelliğidir. Her olayın bir öğrenme fırsatı olduğunu düşünür. Gerçek savaşçı her olaydan alabileceğinin, öğrenebileceğinin en fazlasını almak ister. — Niçin? — İşte bugün bu niçini konuşacağız. Savaşçı niçin savaşçıdır? Savaşçının niyetinin özellikleri nelerdir? “Savaşçının niyeti” ile “sıradan insanın niyeti” arasındaki farklar nelerdir? Bunlardan söz edeceğiz. — Niyet konusu demek ki önemli bir konu. Hatırlıyorum, ilkokul dörtteyken bir ramazan ayında öğleye doğru anneanneme, “Hâlâ kahvaltı yapmadım, ben de bugün sizlerle oruç tutmak istiyorum,” demiştim. O da gülerek, “Olmaz,” demişti, “orucunun kabul edilmesi için güneş doğmadan önce o gün oruç tutmaya niyet etmen gerekli.” O zaman bu açıklamayı saçma bulmuştum. Şimdi, savaşçı olmak için belirli bir niyetle işe başlamanın gerekli olduğunu söylüyorsunuz. Anneannemle konuştuklarım aklıma geldi, onu paylaşmak istedim. — Güzel bir örnek. Şimdi sizden bu çevreyle ilgili birkaç gözlem yapmanızı isteyeceğim. Şöyle çevrenize bir bakın. Çevrenizde gördüğünüz insanlara dikkat edin. Burada kaç kişi gözlük kullanıyor, söyleyebilir misiniz? — Yeniden bakmam gerek! — Peki, yeniden bakın. Arif Bey tüm salonu gözleriyle taramaya başladı. İçinden gözlüklü kişileri saydığını ve parmaklarıyla hesabını tuttuğunu görüyordum. Benimle tam konuşmaya başlayacakken, ona hiç beklemediği başka bir soru sordum: — Arif Bey, aslında burada kaç kadın var, kaç erkek var, onu soracaktım. Bana şimdi bu salonda kaç kadın veya erkek olduğunu söyleyebilir misiniz? Arif Bey gülmeye başladı: — Doğan Bey, benimle oyun oynuyorsunuz galiba. Kaç kişi gözlük kullanıyor diye baktım çevreme; kaç kadın ve erkek var diye değil. — Sizinle
Reklam
23. kilometretaşım da an itibariyle iç sesim olmadığını öğrendim, ben de okumalarım neden verimli geçmiyor diyordum, meğersem sesli okumak lüzum ediyormuş.
Kendi hâlinin en iyisi olmak
“Bir gül ağacının hayatının gayesi, o gül ağacında potansiyel olarak saklı olan her şey olmaktır; yaprakları iyice gelişip serpilir ve çiçeği bu tohumdan yetişebilecek en güzel gül olur. Bahçıvan bu amaca ulaşmak için deneysel olarak bulunmuş belli normları takip etmesi gerektiğini bilir. Gül ağacının belli bir çeşit toprağa, neme, ısıya, güneşe ve gölgeye ihtiyacı vardır. Eğer güzel gülleri olsun istiyorsa bu koşulları sağlamak bahçıvana kalmıştır. Fakat bahçıvanın yardımı olmasa bile gül ağacı ihtiyaçlarını azami düzeyde karşılamaya çalışır. Nem ve toprak konusunda hiçbir şey yapamaz ama şayet böyle bir imkânı varsa güneşe doğru "bükülerek" büyümek suretiyle güneş ve ısı konusunda bir şey yapabilir. Aynı şey neden insan soyu için de geçerli olmasın?”
Sayfa 13
Kendi hayatının “öznesi” olmak
“Sahip olma yönelimindeki kişi her zaman kendi ayaklarından ziyade koltuk değneklerini kullanır. Böyle biri var olmak için, istediği kişi olmak için dış dünyanın bir nesnesini kullanır. Bu kişi bir şeye sahip olduğu sürece kendisi olur. Bir özne olarak yaşamayı bir nesneye sahip olmaya göre belirler. Böylece nesneler ve dolayısıyla onlara sahip olma amacı kişiyi ele geçirir.” Alıntı Şuradan Olma Sanatı Erich Fromm Bu malzeme telif hakkı ile korunuyor olabilir.
Sayfa 11
Psikoloji
Daha kendinle tanışmadın
Geçen seneki benden neyim farklı, ne fazlam var diye kendime sorduğum da eksikliğin bile bir fazlalık olduğunu, kötü diye lanse edilen şeylerin bile bir kazanım olduğunu öğrendim, yazının geri kalanı: phagunishrivastava.medium.com/you-havent-met-...
Psikoloji
Reklam