— “Ders alınabilecek bir öğrenme ortamı” cümlesini kullandınız. Bu tutum, yaşama bu bakış, savaşçının en belirgin özelliğidir. Her olayın bir öğrenme fırsatı olduğunu düşünür. Gerçek savaşçı her olaydan alabileceğinin, öğrenebileceğinin en fazlasını almak ister.
— Niçin?
— İşte bugün bu niçini konuşacağız. Savaşçı niçin savaşçıdır? Savaşçının niyetinin özellikleri nelerdir? “Savaşçının niyeti” ile “sıradan insanın niyeti” arasındaki farklar nelerdir? Bunlardan söz edeceğiz.
— Niyet konusu demek ki önemli bir konu. Hatırlıyorum, ilkokul dörtteyken bir ramazan ayında öğleye doğru anneanneme, “Hâlâ kahvaltı yapmadım, ben de bugün sizlerle oruç tutmak istiyorum,” demiştim. O da gülerek, “Olmaz,” demişti, “orucunun kabul edilmesi için güneş doğmadan önce o gün oruç tutmaya niyet etmen gerekli.” O zaman bu açıklamayı saçma bulmuştum. Şimdi, savaşçı olmak için belirli bir niyetle işe başlamanın gerekli olduğunu söylüyorsunuz. Anneannemle konuştuklarım aklıma geldi, onu paylaşmak istedim.
— Güzel bir örnek. Şimdi sizden bu çevreyle ilgili birkaç gözlem yapmanızı isteyeceğim. Şöyle çevrenize bir bakın. Çevrenizde gördüğünüz insanlara dikkat edin. Burada kaç kişi gözlük kullanıyor, söyleyebilir misiniz?
— Yeniden bakmam gerek!
— Peki, yeniden bakın.
Arif Bey tüm salonu gözleriyle taramaya başladı. İçinden gözlüklü kişileri saydığını ve parmaklarıyla hesabını tuttuğunu görüyordum. Benimle tam konuşmaya başlayacakken, ona hiç beklemediği başka bir soru sordum:
— Arif Bey, aslında burada kaç kadın var, kaç erkek var, onu soracaktım. Bana şimdi bu salonda kaç kadın veya erkek olduğunu söyleyebilir misiniz?
Arif Bey gülmeye başladı:
— Doğan Bey, benimle oyun oynuyorsunuz galiba. Kaç kişi gözlük kullanıyor diye baktım çevreme; kaç kadın ve erkek var diye değil.
— Sizinle