Bazı insanlar doğuştan yaralı değildir; yıllarca sevilmeyerek yaralanırlar.
“İnsan bazen fiziksel kusurundan değil, sevgisizlikten kamburlaşır.”
Acibe’nin sırtındaki kambur aslında hikâyenin görünen kısmı. Asıl kambur; aile içindeki suskunluk, annenin sevgisizliği, toplumun “ayıplı” gördüğünü görünmez yapması, insanların birbirinin yükünü taşımamasıydı.
Kitap bunu çok sert ama çok insani bir yerden söylüyor.
Ve bence romanın ismindeki “çok ölüm” de tam burada başlıyor.
Çünkü kitapta sadece bir insan ölmüyor.
Bir çocukluk ölüyor.
Bir annenin vicdanı ölüyor.
Bir evin içindeki merhamet ölüyor.
Bir kadının kendine inanma ihtimali ölüyor.
Belki en kötüsü: İnsanların birbirini gerçekten görme yeteneği ölüyor.
Acibe’nin intiharı aslında “beni artık görün” diye atılmış son çığlık gibi duruyor. Ama trajik olan şu: İnsanlar onu yaşarken değil, öldükten sonra fark ediyorlar. Kitap da burada tokadı vuruyor zaten.