Kötülük problemi zaten ilgimi çeken bir konuydu. Özellikle "Dünyada kötülük varsa Tanrı nasıl mutlak iyi olabilir?" ya da "Tanrı hem her şeye gücü yeten hem de mutlak iyi ise kötülük neden var?" gibi argümanlar üzerine düşünmeyi seviyorum. Kitapta bunlara yer verilmiş, farklı yaklaşımlar da anlatılmış. Bu açıdan aradığım konular vardı aslında. Ama yine de kitabı bitirdiğimde içimde beklediğim o doluluk hissi oluşmadı.
Bir de kitabın başında herkesin anlayabileceği şekilde anlatılmaya çalışıldığına dair bir ifade vardı. Ben de daha sade, daha akıcı bir anlatım beklemiştim. Kitap anlaşılmaz değil ama bence mantık ve felsefeye dair temel kavramlara aşina olmak okumayı daha kolay hâle getiriyor. Konunun kendisi zaten belirli bir altyapı gerektiriyor. Bu arada tam bir Altay Cem Meriç tarzıydı, videolarını izliyor gibi de hissettirdi cümleler kelimeler. Bu yüzden yazarın videolarını izlemek de iyi olabilir okumadan önce.
Sonuç olarak güzel bir kitap. Hatta merakı olan biri için okunabilir ve çok şey katar. Sadece ben okuma sürecinde kendimi tamamen kaptıramadım ve bitirdiğimde beklediğim tatmini yaşayamadım. 94 sayfalık bir kitap olmasına rağmen dört günde bitirmem de biraz bundan kaynaklanıyor olabilir. Sayfa sayısı azdı ama elim sürekli gidip gelen bir kitaptı. Okunan kısımların üzerinde durulması gerekiyordu. Genel olarak güzel bir deneyimdi ama bende uzun süre etkisi kalacak ya da sık sık dönüp bakmak isteyeceğim bir okuma hissi bırakmadı şimdilik.
Kötülük ProblemiAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 2026282 okunma
ORHAN PAMUK-KIRMIZI SAÇLI KADIN
.
.
.
Bu eser gerçek bir hikayeyi anlatmaktadır.
Cem isminde bir gencin hayatını konu alır kitabımız .
Babası eczacıdır bir gün babasının ortadan aniden kaybolması ile Cem annesi ile akrabalarının yanına gider. Burada eğitimini devam edebilmek için iş bulmaya karar verir ve hikaye burada bambaşka bir boyuta geçer. Mesut usta ile beraber su kuyusu bulmak için oldukça çaba harcarlar.Burada ilk aşkı olacak kırmızı saçlı kadınla karşılaşır ve kadın kendisinden oldukça yaşça büyüktür.
Öyle bir hikaye ki kitap 100 . sayfasından sonra aşırı heyecanlı bir hal almaya başlıyor okumuş olduğunuz satırlar sanki bir film izlemiş etkisi yaratıyor okuyucu üzerinde kitabın gerçekçi anlatımının yanı sıra psikolojik yanlarının da konu alması oldukça etkileyiciydi benim yazardan okudum İlk kitaptı çok da sevdim
Pirtûkeke kurt, şêst rûpelî, çawa dikare hemû êş, elem û kovaniya miletekî raxîne ber çavan? Ya ku edebiyatê watedar û bihêz dike ev e gelo? Nizanim. Yekane tişta dizanim ew e ku gotin sotin e. Welhasil.
Segwer (Reyîn), romana Mihemed Mukrî, di sala 2015an da ji weşanxaneya Avestayê derçûye. Pirtûk bi zaravayê Soranî hatiye nivîsandin, Besam Mistefa ew ji bo kurmancîyê wergerandiye.
Nivîskarê berhemê, Mihemed Mukrî ji Kerkûkê ye û wextekî pêşmergetî kiriye. Ev berhema wî jî meriv dikare bibêje xwe dispêre jiyana wî ya şoreşgerîyê û belkî jiyana hemû şoreşgeran.. Mihemed Mukrî di heman demê da dostê Mueyed Teyib e û vê berhema xwe pêşkêşî cenabê wî kiriye.
Segwer (Reyîn), me dibe nav atmosfereke tarî, nava çar dîwarên zindanê, nava hucreyeke bi qasî quncikekî, li cem şervanekî dîlgirtî, di destên wî da zincîr, hikmê daliqandina wî hatiye danîn, li benda dawîya xwe ye.
Demeke dirêj e min pirtûkeke hewqas bi tesîr negirtiye, nexwendiye. Pirr êşiyam. Heyfa canên çûyî.
Mehkûmek, reyînek, wê were daliqandin, di wê kêliyê da her carê diçe rojên berê, rojên serî çiyê, rojên li cem hevalan, rojên bi malbatê ra... Şahidiya wan kêliyan ewqas zehmet be gelo jiyîna wê ra çi wêrekî divê? Nivîskarê gewre ew e ku hest û giyanê mirov serobino biket..
Vê pirtûka kurt û kûr rasterast berhema Victor Hugo Bir İdam Mahkûmunun Son Günü anî bîra min. Ew teswîra mekanê, vegotina kêliyan, tevger û fikirînên mehkûmî û biryara îdamê ku ji bo herdu karakteran hatiye dayîn. Ji gelek aliyan va dişibin hevdu. Lê berhema M. Mukrî serkeftîtir bû bi min, axir êşa meriv li ku der bibe, meriv xwe dispêre wir.
Di pirtûkê da tişta ku meriv diêşand yek jî têgeha dayikê bû. Dayika wî mehkûmî, dayika hevalên wî, hevdîtinên di zindanan da, girîn û qêrînên wan.. Dayik şahidên
Kitabı isminden dolayı tercih ettim ehe ama olaylar aşırı sardı. Bir insan neyle yaşarsa ve düşünürse kaderi oluyor cidden. Cem'in hikayesinin mutsuz biteceğini tahmin etmiştim zaten ama Mahmut usta da aynı sonu yaşamış olsaydı çok üzülürdüm.
Kitap Kötülük Probleminin temel felsefesini eleştirmiş sayfa sayısı az ama sabırla hazmederek okumak lâzım.
O sebepten bana göre bir yada iki kere daha okunursa kitap tam anlamıyla oturur
Kötülük ProblemiAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 2026282 okunma
#okudumbitti
@yazar_erd_erd_ien
@parlayankitaplar.duyuru
Merve
@herayokuyanlarkulubu
#garipgalip
140 sayfa
Evet dostlarım bugün sizlere garip bir yaşantısı olan galip in hikayesi ile geldim. Bir insan bu kadar garip olabilir mi acaba diye düşünmeden edemediğim bir kitaptı.
Gelelim kitabımıza, kütüphane ye memur olarak atanan Galip bir misafirhanede kalmaktadır. Bir gün Galip gece uyurken karşı yatağında bir kişinin yattığını farkeder ve sabah tanışırlar.Odaya gelen kişi hatanede çalışan Salim ile bir süre misafirhanede kalmaya devam ederler.Sonra beraber aynı eve çıkarlar. Galip oldukça farklı karakterde ve umursamaz, hijyene dikkat etmeyen bir insandır.Hastaneye atanan Cem de ev arkadaşlığına katılır. Bir süre sonra da Başak katılır. Olaylar Galip ve arkadaşları çevresinde devam eder.
Garip bir hikaye okumak, soluk almak istiyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz arkadaşlar.Her daim kitapla, sevgiyle kalın...
#reklamdeği̇l #keșfetteyiz
Garip GalipErdi Erden · Parlayan Kitap · 20266 okunma