Birincisi seni Tanrının malı sayıyor, İkincisi annenin malı, üçüncüsü de devletin malı olarak görüyor. Oysa sen ne Tanrının, ne devletin, ne de benim malımsın. Kendi kendinden başka hiç kimseye ait değilsin.
Erkek doğarsan da aynı ölçüde sevinirim.
Hatta belki daha da çok. Çünkü o zaman bir sürü aşağılamadan, ezilmekten, kullanılmaktan kurtulmuş olur sun. Erkek doğarsan, karanlık bir sokakta ırzına geçilmesinden çekinmen gerekmeyecek, tik bakışta kendini kabul ettirm ek için güzel bir yüze, zekânı saklamak için biçimli bir gövdeye gereksinme duymayacaksın. Sevdiğin biriyle yattığın için kimse ayıplamayacak seni; ağaçtan elmayı kopardığın gün cennete günahın girdiğini söyle meyecekler. Çok daha az savaşmak zorunda kalacaksın.
Ana olmak bir iş değildir. Bir görev bile değildir. Yalnızca sahip olduğun birçok haktan biridir. Bunu söyleyebilmek, anlatabilmek için ne çok çaba harcayacaksın
Ah, keşke erkek olsaydım der. Biliyorum, erkekler tarafından, erkekler için düzenlenmiş bir dünya bizimkisi. Diktatörlükleri öylesine eski ki, dilleri bile etkisi altına almış. Çoğu dillerde erkek, hem erkek hem kadın demek; erkek, her dilde bir üstünlük sıfatı.
İnsanların ağaç olmadığını, insanın, bilinçli olduğu için, bir ağacın çektiği acının bin katını çektiğini; or man olmanın hiçbirimize gerçekten yaramadığını, her to humun yeni bir ağaca dönüşmediğini, çoğunluğun yitip gittiğini anımsayıp düşüncemi değiştirmemeliyim.