Cem Aşkaroğlu

Cem Aşkaroğlu
@cemaskar
Puan vermedi·64 syf.··
2026 5. kitabı
Günün sonunda hissettiğiniz o derin yorgunluğun asıl suçlusu kim? ​Byung-Chul Han, Yorgunluk Toplumu adlı bu kısa kitabında, hepimizin inandığı o büyük modern yalanı yüzümüze vuruyor: Özgür olduğumuzu sanıyoruz ama aslında kendi kendimizin kölesiyiz. ​Geçmişte insanları çalışmaya zorlayan patronlar vardı. Bugün ise "Sınırlarını aş!", "Daha iyisini yapabilirsin!" diyerek kendi kendimizi acımasızca sömürüyoruz. Buna da kariyer veya kendini gerçekleştirme adını veriyoruz. Başarı takıntısı, bizi kendi rızamızla tükenmişliğe sürüklüyor. ​Eğer durmadan çalışıyor, sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyor ve yine de yetersiz hissediyorsanız; bu kitap o görünmez hapishanenin duvarlarını size gösterecek. Kurban ve failin aynı kişi olduğu bu modern tuzağı anlamadan, gerçek anlamda özgürleşmek mümkün değil.
1000Kitap
Yorgunluk ToplumuByung-Chul Han · Açılım Kitap · 20152,176 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·464 syf.··
2026 2. kitabı
Dürüst olduğunuzu mu sanıyorsunuz? Bir daha düşünün. ​Çoğumuz, kararlarımızı mantıklı ve iyi niyetli gerekçelerle aldığımıza inanırız. Ancak Kevin Simler ve Robin Hanson, Beyindeki Fil kitabında bize çok daha sert bir gerçeği fısıldıyor: Beynimiz bir karar verici değil, bir halkla ilişkiler uzmanıdır. ​Yaptığımız iyiliklerin, tükettiğimiz markaların, hatta kurduğumuz cümlelerin altında; statü kazanma, rakiplerimizi eleme ve kendimizi olduğumuzdan daha iyi gösterme gibi gizli güdüler yatar. İşin en ilginç yanı ise, beynimiz bu yalanı o kadar iyi söyler ki, kendi uydurduğu hikayeye önce kendisi inanır. ​İnsan doğasının konuşulmayan, görmezden gelinen o devasa filine bakmaya hazırsanız, bu kitap ezberinizi bozacak. Kendinizi ve başkalarını hiç bu kadar çıplak görmemiştiniz. Bu kitap, "Neden yapıyoruz?" sorusunun altındaki o devasa ama kimsenin konuşmadığı fili anlatıyor: Gizli Güdüler. Çoğu insan, eylemlerinin nedenini bildiğini sanır. "Hayır işi yapıyorum çünkü yardımseverim", "Sanatla ilgileniyorum çünkü estetik kaygılarım var" deriz. Simler ve Hanson ise diyor ki: "Beyniniz bir şövalye değil, bir halkla ilişkiler (PR) görevlisidir." Yani beynimiz, aslında bencil, statü peşinde koşan ve manipülatif olan gerçek niyetlerimizi hem başkalarından hem de kendimizden saklamak için harika hikayeler uydurmakta ustadır. * ​Neden gülüyoruz? Gerçekten komik olduğu için mi, yoksa sosyal bir hiyerarşi kurmak için mi? * ​Bir ürünü neden alıyoruz? İşlevselliği için mi, yoksa "Ben bu statüye sahibim" sinyalini vermek için mi? * ​İnsanlara yardım etme isteğimizin ne kadarı saf iyilik, ne kadarı "bakın ben ne kadar iyi biriyim" imajı oluşturma çabası? ​Bu kitap, egonun sadece "kendini beğenmişlik" olmadığını, hayatta kalmak ve toplumda yükselmek için evrimleşmiş, son derece sinsi
1000Kitap
Beyindeki Fil: Gündelik Hayattaki Gizli GüdülerKevin Simler · Nova Kitap · 062 okunma
Puan vermedi·608 syf.··
2026 1. kitabı
Kırılgan mısınız, dayanıklı mı yoksa antikırılgan mı? ​Çoğu zaman belirsizlikten ve kaostan korkarız. Her şeyi kontrol altında tutmaya, riskleri sıfırlamaya çalışırız. Nassim Nicholas Taleb, Antikırılgan kitabında bize bunun en büyük hata olduğunu kanıtlıyor. ​Taleb'e göre, canlı olan her şey değişkenliğe ve strese ihtiyaç duyar. Kemiklerimiz baskı gördükçe güçlenir, bağışıklık sistemimiz mikroplarla tanıştıkça gelişir. Peki ya işimiz? Ya hayat tarzımız? ​Bir sistem, sarsıntı anında sadece ayakta kalıyorsa "sağlam"dır. Ama o sarsıntıdan eskisinden daha güçlü çıkıyorsa "antikırılgan"dır. Gerçek başarı, rüzgar estiğinde sönmek değil, o rüzgarla daha da devleşen bir ateş olabilmektir. ​Siz rüzgar estiğinde sönen bir mum musunuz, yoksa parlayan bir ateş mi?
1000Kitap
AntikırılganlıkNassim Nicholas Taleb · Varlık Yayınları · 2016104 okunma
Puan vermedi·262 syf.··
2025 10. kitabı
Medeniyet Bir Boya mı, Yoksa Derin Bir Kök mü? ​Rutger Bregman'ın "İnsanlık: İyimser Bir Tarih" kitabını bitirdiğimde, insan doğasına dair içimde büyük bir umut yeşermişti. Bregman, bize öğretilen o karamsar mitleri, özellikle de "medeniyetin ince bir kabuk olduğu" fikrini yerle bir ediyordu. Bunu kanıtlamak için kullandığı en güçlü örnek ise Sineklerin Tanrısı'nın tam tersinin yaşandığı gerçek bir hayat hikayesiydi. Bregman'ı okuduktan sonra, bu kadar güçlü bir anti-tezin üzerine oturduğu o meşhur eseri, yani William Golding'in Sineklerin Tanrısı'nı merak edip okudum. ​Kitaba, "Bregman haklı, insanlar iyidir" önyargısıyla başladığımı itiraf etmeliyim. Ancak Golding'in yarattığı atmosfer, daha ilk sayfalardan itibaren bu iyimserliği sarsmaya ve içinize bir şüphe tohumu ekmeye başlıyor. ​Sineklerin Tanrısı, cennet gibi ıssız bir adaya düşen bir grup İngiliz okul çocuğuyla başlar. Yetişkinlerin olmadığı bu dünyada, ilk başta her şey "medeni" bir oyundur. Lider seçmek için bir denizkabuğu (düzen ve demokrasi), kurtarılmak için bir işaret ateşi (umut ve mantık) vardır. Ancak Golding, bu medeniyet dekorunu sayfa sayfa, acımasızca söker atar. ​Kitabı bir başyapıt yapan şey, kötülüğün dışarıdan, bir canavar formunda gelmemesidir. Aksine, kötülük bizzat çocukların içinden, en ilkel dürtülerden filizlenir. Kuralları temsil eden Ralph'in liderliği, avlanmanın ve gücün ilkel zevkini sunan Jack'in anarşisi karşısında erir. Mantığı temsil eden Piggy (Domuzcuk) alay konusu olur, denizkabuğu gücünü yitirir ve o "Canavar" korkusu, Jack'in elinde kitleleri kontrol eden bir silaha dönüşür. ​Golding'in tezi acımasız ve nettir: Medeniyet, bizi içimizdeki vahşetten koruyan ince bir boyadır. O boya kazındığı anda, altından saf kötülük çıkar. "Sineklerin Tanrısı" (mızrağa geçirilmiş
1000Kitap
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2025 9. kitabı
Sizce insanlar temelde iyi midir, yoksa kötü mü? Haberleri izlediğimizde, tarihi okuduğumuzda, hatta bazen günlük hayatta bile insanın "kötü" olduğuna, bencil ve çıkarcı olduğuna dair bir kanıya kapılırız. Peki ya bu, bize anlatılan en büyük yalandan ibaretse? ​Bu kitap tam da bu köklü inanca meydan okuyan bir kitap. Bir kişisel gelişim veya "polyannacılık" kitabı değil. Tam aksine, son derece iyi araştırılmış, gazetecilik, tarih ve psikolojiyi birleştiren bir tez. Bregman'ın iddiası basit ama devrimci: İnsanlar temelde iyi, nazik ve işbirliğine yatkındır. Kötülük ise, genellikle sistemler ve yanlış inançlar tarafından sonradan yaratılır. ​Kitabı "ezber bozan" yapan şey ise, bize insanlığın "kötülüğünü" kanıtlamak için sunulan en meşhur hikayeleri ve deneyleri (mesela Sineklerin Tanrısı romanı, meşhur Stanford Hapishane Deneyi, Milgram deneyi gibi) alıp, bunların aslında gerçeği yansıtmadığını, hatta bazılarının bariz sahtekârlık olduğunu kanıtlarla ortaya koyması. Özellikle Sineklerin Tanrısı'nın tam tersinin yaşandığı gerçek bir olayı anlatması inanılmaz etkileyici. ​İnsanlık, medyanın neden sürekli olumsuza odaklandığını, "medeni" görünen sistemlerin bizi nasıl daha güvensiz ve bencil hale getirdiğini sorgulatıyor. ​Eğer insan doğasına dair o karamsar bakış açınızı sarsmak ve dünyaya daha gerçekçi ama aynı zamanda çok daha umutlu bir pencereden bakmak istiyorsanız, bu kitabı mutlaka okumalısınız. Bittiğinde, hem kendinize hem de çevrenizdeki insanlara olan bakış açınız değişebilir.
1000Kitap
Çoğu İnsan İyidirRutger Bregman · Mundi Yayınları · 2024409 okunma