Kitabın felsefesini ve karamsar tezini özetleyen o kadar çok güçlü cümle var ki... Ama sanırım en sarsıcısı ve kitabın adıyla da doğrudan bağlantılı olanı, "Canavar"ın aslında ne olduğunun ortaya çıktığı o meşhur an:
'Sineklerin Tanrısı' (mızrağa geçirilmiş domuz kafası), Simon'la (çocuklardan biri) konuştuğu o sanrı anında şöyle der:
"Kalkıp da Canavar'ı avlayabileceğini, öldürebileceğini sanman ne komik! ... Biliyordun, değil mi? Ben senin bir parçanım. Sana çok yakınım, çok, çok, çok yakın! Her şeyin bozuk gitmesinin nedeni benim."
Bu alıntı, Golding'in ana tezini mükemmel bir şekilde özetliyor: Canavar, adada dışarıda aradıkları bir şey değil, bizzat çocukların kendi içlerindeki karanlıktır.
Medeniyet dediğimiz şeyin yalnızca ince bir kabuk olduğu fikri, Batı kültürünün en büyük mitlerinden biridir. Sineklerin Tanrısı romanı bunun simgesidir. Ama gerçek bir Sineklerin Tanrısı hikayesi yaşandı... ve çocuklar tam tersini yaptı. Kavga etmediler, işbirliği yaptılar. Gerçek hikayede medeniyet bir kabuk değildi. Ateşi aylarca canlı tutmalarını sağlayan şeydi.