Dürüst olduğunuzu mu sanıyorsunuz? Bir daha düşünün.
Çoğumuz, kararlarımızı mantıklı ve iyi niyetli gerekçelerle aldığımıza inanırız. Ancak Kevin Simler ve Robin Hanson, Beyindeki Fil kitabında bize çok daha sert bir gerçeği fısıldıyor: Beynimiz bir karar verici değil, bir halkla ilişkiler uzmanıdır.
Yaptığımız iyiliklerin, tükettiğimiz markaların, hatta kurduğumuz cümlelerin altında; statü kazanma, rakiplerimizi eleme ve kendimizi olduğumuzdan daha iyi gösterme gibi gizli güdüler yatar. İşin en ilginç yanı ise, beynimiz bu yalanı o kadar iyi söyler ki, kendi uydurduğu hikayeye önce kendisi inanır.
İnsan doğasının konuşulmayan, görmezden gelinen o devasa filine bakmaya hazırsanız, bu kitap ezberinizi bozacak. Kendinizi ve başkalarını hiç bu kadar çıplak görmemiştiniz.
Bu kitap, "Neden yapıyoruz?" sorusunun altındaki o devasa ama kimsenin konuşmadığı fili anlatıyor: Gizli Güdüler.
Çoğu insan, eylemlerinin nedenini bildiğini sanır. "Hayır işi yapıyorum çünkü yardımseverim", "Sanatla ilgileniyorum çünkü estetik kaygılarım var" deriz. Simler ve Hanson ise diyor ki: "Beyniniz bir şövalye değil, bir halkla ilişkiler (PR) görevlisidir." Yani beynimiz, aslında bencil, statü peşinde koşan ve manipülatif olan gerçek niyetlerimizi hem başkalarından hem de kendimizden saklamak için harika hikayeler uydurmakta ustadır.
* Neden gülüyoruz? Gerçekten komik olduğu için mi, yoksa sosyal bir hiyerarşi kurmak için mi?
* Bir ürünü neden alıyoruz? İşlevselliği için mi, yoksa "Ben bu statüye sahibim" sinyalini vermek için mi?
* İnsanlara yardım etme isteğimizin ne kadarı saf iyilik, ne kadarı "bakın ben ne kadar iyi biriyim" imajı oluşturma çabası?
Bu kitap, egonun sadece "kendini beğenmişlik" olmadığını, hayatta kalmak ve toplumda yükselmek için evrimleşmiş, son derece sinsi