Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
23 May 15:25 · Kitabı okumayı düşünüyor

Aziz Nesin'in Galip Amca'sı
Bir Cuma günü de beni başka bir camiye götürdü.
Öğle namazından sonra bir adam Kur'an okudu.
Çok güzel okumuş. Babam o adamla tanıştı, bizim eve getirdi.
Adı: Galip, Ali Galip... Benim Galip Amcam oldu...

Galip Amcam bir roman: Arapça, Farsça, Fransızca
ve yüksek matematik bilen, şiirler yazan bir rüfaî ve kadirî dervişi...
Zamanına göre çok devrimci, ilerici bir adam olduğu için,
ne hocalarla, ne şeyhlerle uyuşabilirdi; buyüzden işi gücü de yoktu.
Hem de hattat'tı, hem de beste yapardı, hem de marş bile bestelerdi.

Beni Galip Amcam okuttu. İlkin ondan okuma - yazma öğrendim,
sonra Arapçaya başladık; Emsile, Bina, Maksut...
Sekiz yaşımda hafız oldum...
(...)
Büyük Cami'de Kur'an okumuştum yine bigün...
Benimle konuşan müezzin,
— Cuma namazına neden gelmiyorsun?
Cuma günü bu cami meleklerle dolar,
bu kubbede melekler uçuşur... dedi.

Uçuşmak eylemi, kafamda kuş çağrışımı yarattı.
Melekleri, süslü, güzel, kocaman, uzun ve
renkli kuyrukları olan somut kuşlar sandım.

Ondan sonra gittiğim cuma namazlarında hep sordum:
— Galip Amca, melekler nerde?
Galip Amcam, meleklerin görünmediğini anlattı.

(...)

Artık okul yok. Galip Amcam okutuyor beni.
Mahalle Mektebi'ne göndermiyorlar.
Geredeli Derviş Ali Galip, Kasımpaşa'nın Çürüklük Tekkesinde
bir küçücük odada yatıp kalkıyor, küçük, pis, tahtakurulu bir oda...
Bu odada O'ndan ders alıyorum.
«Hüsn-ü hat» öğreniyorum, yani güzel yazmak, kaligrafi...
Hesap, hendese, (aritmetik, geometri) öğreniyorum.
Arapça dersine başladık:
«Nasara, yansıru, nasran ve hüve nasırun, vezâke
mansurun... Lem yansur, lemma yansur...
(...)
Patlıyorum, boğuluyorum...
Çocukluğumu hiç yaşamadım.
Çember çevirmedim, zıpzıp, bilya alamadım elime.
Uçurtma uçurmadım. Elbende, sobe, körebe, birdirbir,
uzuneşek, kovalamaca oynamadım... Hiç, hiçbişey...
Çocuk olmuş tek günüm yok yaşamımda...
Oysa öyle severdim ki koşup oynamayı...

Ders biter. Galip Amcamın odasından çıkarım.
Çürüklük'ten Kasımpaşa'nın Yahyakâhya mahallesindeki
evimize giderken yollarda, arsalarda, çayırlarda oynaşan
çocuklara özenle, imrenerek bakardım.

(...)

Galip Amcam nargile tiryakisi.
Dadandığı kahvaneler var.
Kimileyin dersleri de kahvanede yapıyoruz.

Günde beş saat, altı, yedi saat kahvedeyiz.
Altı yaşında bir çocuğun çilesi bu...
Öğleleri çayla simit yiyoruz.
Pek seyrek olarak babam o sabah Galip Amcama
elli kuruş vermişse, piyazcıya gittiğimiz de oluyor.
Uzunyol üstünde, Büyük Cami karşısında
Hasan Efendi'nin bahçeli, küçücük kahvesi...

Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez, Aziz Nesin ("MELEKLER" - "DALGA GEÇMEK" - "YARABBİ ÇOK ŞÜKÜR")Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez, Aziz Nesin ("MELEKLER" - "DALGA GEÇMEK" - "YARABBİ ÇOK ŞÜKÜR")
Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
23 May 15:17 · Kitabı okumayı düşünüyor

"Artık okul yok. Galip Amcam okutuyor beni.
Mahalle Mektebi'ne göndermiyorlar.
Geredeli Derviş Ali Galip, Kasımpaşa'nın Çürüklük
Tekkesinde bir küçücük odada yatıp kalkıyor,
küçük, pis, tahtakurulu bir oda...

Bu odada O'ndan ders alıyorum. «Hüsn-ü hat»
öğreniyorum, yani güzel yazmak, kaligrafi...
Hesap, hendese, (aritmetik, geometri) öğreniyorum.
Arapça dersine başladık: «Nasara, yansıru, nasran ve
hüve nasırun, vezâke mansurun...
Lem yansur, lemma yansur...» öffff!...
Tecvit dersi «Bir harf-i cerrin.. Makablinde Şümulü yoktur,
idgam-ı maalgunne.. idgam-ı maalşemsiye...
İki elif miktarı temdidi lâzımdır » Öfff!
Patlıyorum, boğuluyorum...

Çocukluğumu hiç yaşamadım.
Çember çevirmedim, zıpzıp, bilya alamadım elime.
Uçurtma uçurmadım. Elbende, sobe, körebe, birdirbir,
uzuneşek, kovalamaca oynamadım... Hiç, hiçbişey...
Çocuk olmuş tek günüm yok yaşamımda...
Oysa öyle severdim ki koşup oynamayı...

Ders biter. Galip Amcamın odasından çıkarım.
Çürüklük'ten Kasımpaşa'nın Yahyakâhya mahallesindeki
evimize giderken yollarda, arsalarda, çayırlarda
oynaşan çocuklara özenle, imrenerek bakardım.
Hem yürür, hem dalga geçerdim.
Büyüyorum, zengin oluyorum...

Biçok odalı bir evim oluyor.
Odalardan birine benden başka hiçkimse giremeyecek.
Çünkü bu oda oyuncak doludur, türlü oyuncaklar,
rayları üstünde giden trenler, kurunca yürüyen otomobiller,
leğen içindeki suda kendiliğinden giden motorlar, mileler (bilya),
zıpzıplar, cicozlar, gazozlar, çemberler,
elişi kâğıtlarından fırıldaklar, balonlar, uçurtmalar...

Koca adamın oyuncaklarla oynaması ayıp olacaktı.
Onun için kimse görmesin diye oyuncak dolu
odamın kapısını içerden kilitleyecektim...

Bu kuruntu içinde eve gelirdim.
Çocukluğumdan kalmadır, dalga geçmesini severim,
insanı avutur, boşaltır, rahatlandırır.
Sanat da bir bakıma dalga geçmektir;
kişinin özleminin dışa vuruluşu..."

Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez, Aziz Nesin (DALGA GEÇMEK)Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez, Aziz Nesin (DALGA GEÇMEK)
Hava Hascan, bir alıntı ekledi.
22 May 15:08

'Halamın Küpeleri'
Biz tükettikçe semizleşen bu canavar, bizden bir şeyler almasının karşılığında bizden bir şeyler daha istiyor. Yanlış yok, doğrudur. Bize bir şey verip bizden bir şey istemiyor. Bizden paramızı alıyor ve daha çok paramızı alabilmek için bir şeyler daha istiyor. Bereket neymiş diyor mesela, eldekiyle yetinmek bu zamanda olacak iş mi diyor, o namazı kılmadığını kimse bilmez ama bu markayı giydiğini herkes görecek diyor, telefonun son model değilse o toplantıda seni kâle almazlar diyor. Zokayı yutuyoruz ve çember genişlemeye, derinleşmeye başlıyor. “Görünür ol” diye başlayan teklif “görünmeyeni boş ver” le taçlanıyor. Bir de bakmışsınız mânâ eskilerde kalan hikâyemsi bir hatıra olmuş, madde bugünün ve yarının anlamı ve belirleyicisi.

Sermayem Yok Derdimden Başka, Serdar Tuncer (Sayfa 95 - Ketebe Yayıncılık)Sermayem Yok Derdimden Başka, Serdar Tuncer (Sayfa 95 - Ketebe Yayıncılık)
Otuzunda bi adam, bir alıntı ekledi.
21 May 16:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Aforoz..
Endişelerim her kelimenin etrafında bir çember oluşturmuş;daha kelimeyi görmeden onları görüyorum,sonrasında ne mi oluyor?
Kelimeyi hiç görmez hale geliyorum,o yüzden yenisini yaratıyorum..

Aforizmalar, Franz Kafka (Sayfa 123 - 232/233)Aforizmalar, Franz Kafka (Sayfa 123 - 232/233)
Dünya, bir alıntı ekledi.
20 May 16:01 · Kitabı okudu · İnceledi

Gerçek insan her deneyimin çemberini kapatır. Mutantlardan farklı olarak biz hiç bir çemberi açık bırakmayız. Eğer yüreğinde başka insanlara karşı kötü duygularla yürüyüp gidersen ve bu çember kapanmamışsa, bu yaşamın başka anlarında yinelenecektir. Bir kez değil dersini alana dek defalarca acı çekersin. İncelemek, öğrenmek ve onlardan ders alarak bilgelik kazanmak iyidir. Minnet duymak, senin deyiminle kutsamak ve huzur içinde yürüyüp gitmek iyidir.

Bir Çift Yürek, Marlo MorganBir Çift Yürek, Marlo Morgan
A. Levent IŞIK, bir alıntı ekledi.
19 May 22:19 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yüzük paganizm içinde önemli bir yer tutar. Günümüzde ''Yüzüklerin Efendisi" serisinin sinema fenarneni olması sayesinde çok tartışılan yüzük sembolizmi eski kültürde de önemli bir yer tu tutmaktaydı. Yüzük formu gereği bir çember olarak sonsuzluğu sembolize etmektedir. Kuyruğunu ısıran yılan gibi yüzük de tamamlanan bir
döngüdür.

Paganizm 1, Erhan AltunayPaganizm 1, Erhan Altunay
Hilâl, bir alıntı ekledi.
19 May 15:57

Hep bir çember, dolanıp durduğumuz!
Ne önümüz belli, ne sonumuz.
Kim varsa bilen, çıksın söylesin:
Nerden geldik? Nereye gidiyoruz?

Ömer Hayyam Dörtlükler, Hasan Ali Yücel (Sayfa 98)Ömer Hayyam Dörtlükler, Hasan Ali Yücel (Sayfa 98)

Susanna Tamaro'yu "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git" adlı romanıyla tanıdık. Oysa yazar çocuk öyküleri konusunda daha fazla eser vermiştir. Bunlardan en başarılısı Büyülü Çember. Hikayenin büyüklere yönelik özellikleri de ağır basıyor. Globalleşmenin getirdiği yozlaşmalara atıflar var hikayede. Televizyona esir olmuş bir nesli görüyorsunuz hikayede. Hikayeyi okudukça çağdaş dünyayla karşılaştırmalar yapmaktan ve hikayenin aslında gerçekleri anlattığını düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Hikayenin sonunda, herkesi içine düştükleri yanılgılardan ve aldatılmışlıktan kurtaran Rick ile birlikte gerçek dünya için umutlanıyorsunuz.

Yashar Karami, bir alıntı ekledi.
18 May 17:33 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Atamız olmasaydı İran gibi olurduk sakın unutma!"derdi mensur kızına , artık ben çember sakal bırakırdım mecburen , bodrumda gizli gizli kendi içkimi üretirdim , enseme çökerlerdi tabii , yakalayıp meydanda kılbaçlarlardı ve sen canım kızım daha bu yaştan çarşaf giymeye başlardın . Kapkara!
Havvanın üç kızı

Havva'nın Üç Kızı, Elif ŞafakHavva'nın Üç Kızı, Elif Şafak
@Pesa, bir alıntı ekledi.
18 May 13:07 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bugün Hava Güzel
Bugün hava güzel
İçim içime sığmıyor.
Annemden mektup aldım
Memlekette gibiyim.
Allah'a şükür karnım tok
Elimi uzatsam kahve fincanı dudaklarımdadır.
Kuşlar kaçmıyor benden
Bir güvercin kanadında okşuyorum
Göklerin maviliğini.
Serçelerin cıvıltısıyla siniyor içime
Ağaçların yeşilliği.
Bulutların ipek gölgesi
Çocukların yüzünde hışırdıyor.
Çember çeviriyorum çocuklarla beraber
Elime çember almadan.
Düşüncelerimi nura gark eden güneşe sor,
Bu Nisan rüzgârı da şahadet eder,
Bütün insanları kardeş biliyorum,
Cümlenin sağlığına duacıyım.
Şayet ölürsem,
Helalleşmeye vakit kalmadan,
Hatırdan çıkarmayın beni;
Dünyaya benden selam olsun
Her nefes alıp verişiniz.

Otuz Beş Yaş, Cahit Sıtkı TarancıOtuz Beş Yaş, Cahit Sıtkı Tarancı