Eğer yüreğinde başka insanlara karşı kötü duygularla yürüyüp gidersen ve bu çember kapanmamışsa, bu yaşamın başka alanlarında yinelenecektir. Bir kez değil, dersini alana dek defalarca acı çekersin. İncelemek, öğrenmek ve olanlardan ders alarak bilgelik kazanmak iyidir.
46. Hem Allah'a ve peygamberine boyun eğmekten ayrılmayın ve birbirinizle çekişmeyin, sonra içinize korku düşer ve devletiniz elden gider. Ve sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
47. Çalım satarak ve insanlara gösteriş yaparak yurtlarından çıkan ve Allah yolundan engelleyen kimseler gibi olmayın. Halbuki Allah bütün yapıp ettiklerini çember içine almış/ kuşatmıştır.
Kohut [...] Oidipus trajedisine alternatif olarak başka bir öykü önerir. Bu Odysseus'un öyküsüdür. Odysseus Truva Savaşı'na gitmemek için deli taklidi yapar. Onun numara yaptığından şüphelenen ve durumunu görmeye gelen Palamedes, Odysseus'un bir sabanla toprağı sürdüğünü görür. Palamedes, Odysseus'un yeni doğmuş bebeği Telemachus'u alıp sabanın geçeceği yola koyar. Odysseus akıl sağ lığının yerinde olduğunu açığa vuracak şekilde sabanın yönünü değiştirir; yanın çember çizip, Telemachus'a bir zarar gelmesini önler. Kohut'a göre, bu 'akıl sağlığının yanın çemberi'dir. Bu adlandırmanın iması, baba-oğul ilişkilerinde normal olanın sevgi, koruma, kollama olduğudur. Baba ile oğulun birbirlerine ölümcül nefret duymaları normal gelişimin bir parçası değil, çekirdek gelişim programındaki hasar ve sapmaların sonucudur."
Baba, her sarsıntıda, her duruşta, her kalkışta, ellerini beceriksizce oğlunun omuz başlarında gezdiriyordu. Okşamaya değil, tespih çekmeye alışkındı parmakları. Gözleri, dalgın bir saldırganlıkla ötelere, dışarıya bakıyordu. Çember sakallıydı, ön dişlerinden biri çürüktü, yaşı belli değildi. Doğduğu gün, bu yaştaydı sanki.
Oğlunu okşarken, kendisine atalarının devrettiği çok gizli bir sözleşmenin koşullarını yerine getiriyordu. Yine de tetikteydi.
Ömrünce kaçmış ama kurtulamamıştı Şahika. Unutmak için ömrünü verdiği ne varsa sil baştan yaşamak zorundaydı. Geçmişin kırıntılarını tek tek elinden geçiriyor, belleğine huzur verecek bir şeyler arıyordu belki de. Bir sürü gün ve anının içinden sadece o fotoğrafı seçmesi de bunu doğruluyordu. Çünkü hayat da buydu aslında: İnsan basit tesadüflerden, inatla unutmaya çalıştığı fakat her seferinde daha ağır bedeller ödeten tekrarlardan oluşan bir çember içinde dönüp duruyordu. Her adım bir hatıra, her nefes bir yük, her an bir sınavdı.