Kohut [...] Oidipus trajedisine alternatif olarak başka bir öykü önerir. Bu Odysseus'un öyküsüdür. Odysseus Truva Savaşı'na gitmemek için deli taklidi yapar. Onun numara yaptığından şüphelenen ve durumunu görmeye gelen Palamedes, Odysseus'un bir sabanla toprağı sürdüğünü görür. Palamedes, Odysseus'un yeni doğmuş bebeği Telemachus'u alıp sabanın geçeceği yola koyar. Odysseus akıl sağ lığının yerinde olduğunu açığa vuracak şekilde sabanın yönünü değiştirir; yanın çember çizip, Telemachus'a bir zarar gelmesini önler. Kohut'a göre, bu 'akıl sağlığının yanın çemberi'dir. Bu adlandırmanın iması, baba-oğul ilişkilerinde normal olanın sevgi, koruma, kollama olduğudur. Baba ile oğulun birbirlerine ölümcül nefret duymaları normal gelişimin bir parçası değil, çekirdek gelişim programındaki hasar ve sapmaların sonucudur."
Baba, her sarsıntıda, her duruşta, her kalkışta, ellerini beceriksizce oğlunun omuz başlarında gezdiriyordu. Okşamaya değil, tespih çekmeye alışkındı parmakları. Gözleri, dalgın bir saldırganlıkla ötelere, dışarıya bakıyordu. Çember sakallıydı, ön dişlerinden biri çürüktü, yaşı belli değildi. Doğduğu gün, bu yaştaydı sanki.
Oğlunu okşarken, kendisine atalarının devrettiği çok gizli bir sözleşmenin koşullarını yerine getiriyordu. Yine de tetikteydi.
Ömrünce kaçmış ama kurtulamamıştı Şahika. Unutmak için ömrünü verdiği ne varsa sil baştan yaşamak zorundaydı. Geçmişin kırıntılarını tek tek elinden geçiriyor, belleğine huzur verecek bir şeyler arıyordu belki de. Bir sürü gün ve anının içinden sadece o fotoğrafı seçmesi de bunu doğruluyordu. Çünkü hayat da buydu aslında: İnsan basit tesadüflerden, inatla unutmaya çalıştığı fakat her seferinde daha ağır bedeller ödeten tekrarlardan oluşan bir çember içinde dönüp duruyordu. Her adım bir hatıra, her nefes bir yük, her an bir sınavdı.
Başım dönüyordu. Oturmam, soluklanmam gerekirdi
ama hayır, ayakta durup aşkı, bu eski dostumu adabıyla karşılamalıydım. Sırtımı duvara hafifçe dayamakla yetindim.
Onu selamlayan, çenemi okşamak bahanesiyle bizi durduran komşu kadınların edalı hallerini görmezdi
bile. Ben görürdüm ama. Babamın onlara göstermediği ilgiyi benden görsünler isterdim.