İhsan Oktay Anar, en beğendiğim yazarlardandır efendim. Kitab-ül Hiyel, onun okuduğum üçüncü kitabıydı. Bana sanki Osmanlı zamanlarından kalma, rafların tozunu silip açtığım bir eseri okuyormuşum hissi verdi. Dile yeterince hâkim olmadığım için ilk başlarda epey zorlandım; fakat kısa sürede kurgunun içine çekildim. Yazarın dile hâkimiyeti ise tartışmasız mükemmel. Yine de şunu söylemeliyim ki, Anar’la ilk defa tanışacak olanlara Kitab-ül Hiyel’i tavsiye etmiyorum. Çünkü kimi okur için ağır ve sıkıcı gelebilir. Son tahlilde, Kitab-ül Hiyel okuru düşünmeye davet eder: yaşam dediğimiz şey, zekânın kurduğu hiyeller mi, yoksa gönlün peşinden gittiği hayaller mi?
Ustaların kılınç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir, bilir misin? O, insanoğluna hemen boyun eğmez, çünkü onların, kendisiyle işleyecekleri suçları bilir.Bu yüzden de ortak olacağı günahların bedelini ateşte dovülürken peşinen öder.