Artık hiçbir şey hissetmiyordum. Hiçbir şey hissetmemeye başladığımda acıya dair adeta özlem duymaya başladım; acı çektiğinizde, en azından yaşadığınızı anlıyordunuz.
Sevmek ve sevilmek, seçkin yaradılışlı birinin sizinkini anladığını bilmek, birisinin bütün düşünceleri, bütün davranışlarıyla size karşılık verdiğini, yaşayan, düşünen, hareket eden sizinki kadar incede inceye girift bir organizmanın gözünde sizin bir odak noktası, bir amaç olduğunuzu bilmek ne iyi şey! İşte bizi güçlü kılan, işte deha sahibi insanlar yaratan şey budur.
Ne uğruna zavallı dostum, kimin uğruna, hangi ahlak adına? Onu bu kadar seviyorsanız, o da sizi seviyorsa örf ve adetlere, içinizdeki tedirginliğe aldırmayın, ne pahasına olursa olsun onu alın; bir süre mutlu olursunuz, sonra iyileşirsiniz, sonuçları ise pek önemli değildir.