Ise Tapınağı iki bin yıldan fazladır var. Peki, sırf bu yüzden geçmişe aittir mi demeliyiz: Japonlar bu tarihi yapıyı her yirmi senede bir yıkıp yeniden inşa eder. Bu sayede, İse Tapınağı sonsuza kadar şimdiye ait kalır. Bu gelenek, her an ne olmak ve ne yapmak istediğimize karar verecek özgürlüğe sahipken, geçmişin yüküyle ezilmenin ne kadar da kötü bir şey olduğunu anlamamızı sağlar.
Çıkmak üzere olduğumuz bu yolculukta, geçmişimiz bugünümüzü beslesin ve bugünümüz de amacımıza ulaşacağımız geleceğimize ışık tutsun diye birçok yöntem geliştirdik. Doğulular, zamanın öylece akıp gitmesini normal karşılar. Onlara göre değişmeyen tek şey değişimin kendisidir ve kıyıda köşede kalmış gizli parçaları bulup bir araya getirmek çok önemlidir, çünkü bu fikir sayesinde hayatımızın kontrolünü elimize alabilir ve geçmişteki olayların bizi nasıl etkileyeceğini daha rahat kavrayabiliriz. Bu sayede yürüdüğümüz yol dallanıp budaklandığında ve son derece önemli kararlar vermemiz gerektiğinde buna büsbütün hazır hale geliriz. Geçen zamanı bir fırsat olarak algılamak mutlu olmak ve amaçlarımızı tamamen başarıya ulaştırmak için oldukça önemlidir.
İçimizdeki ikigai de tıpkı değişim gibidir; sonsuza kadar sahip olacağımız ve hayatımızın her evresine göre dönüşecek değişmez bir özelliktir. 15 yaşımızdaki "varoluş amacımız" 70 yaşımızdakinden farklıdır. Hayatımızın her evresinde sahip olduğumuz ikigai ile uyum içinde kalmak son derece önemlidir. Aksi takdirde, yolumuzdan sapabilir ve kontrolü dış güçlere teslim edebiliriz.
Bu bir eve varma hissiydi; temiz ve dinlenmiş olma; güvenli ama özgür olma; asla bir yere kaçmayan bir sevgi; mayıs güneşi gibi ısıtan, ama fırın ya da kuş tüyü yatak gibi yakmayan bir sevgi... insanı rahatsız etmeyen, canından bezdirmeyen bir sevgi.
Sayfa 188 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu