“Hep var olan,altlarda,gerilerde gizlenen yapmacıklığı,kof,sahte güvenceleri ilk kez apaçık,olanca duruluğuyla duyabiliyordu.Bir türlü başını kaldırıp onun yüzüne bakamadı.”
“Ne fark ederdi ki zaten?Herkes ölüyordu nasıl olsa;iyisi de kötüsü de,güçlüsü de zayıfı da,hayata dört elle sarılanı da yaşamı aşağılayanı da…Herkes göçüp gidiyordu.Her şey göçüp gidiyordu.”
“Çağların bilgeliği,şu bebelerin ağzında nasıl da dile geliyor…Kimisi savaşacak,kimisi yönetecek,kimisi dua edecek;uygar devletin hayranlık veren,eşi benzeri görülmemiş harikalarının,sonu gelmemecesine,tekrar tekrar kanlı iskeletleri üzerinde yükseldiği tüm diğer insanlarsa büyük ıstıraplar içinde sürekli çalışacak.Mağaradaki kitapları yok etsem de aynı şey;kitaplar olsun veya olmasın,içlerindeki eski gerçekler tekrar keşfedilecek,eski yalanlar tekrar devreye girecek,orada yazılan yaşantılar tekrar yaşanıp sonraki kuşaklara aktarılacak.Ne faydası var?”
“Zaten her şey geçip gider.Geriye sadece kozmik güç ve madde kalır,onlar da ebediyen devam edecek,sonu gelmez bir akış içinde birbirleriyle itişip çekişecek o ölümsüz tipleri ortaya çıkarır:rahibi,askeri ve kralı.”