Kahkahalarının birbirine karışmasından hoşlanmıştı. Daha önce hiç duymadığı bir sesti. Birbirine karışan kahkahalar duymuştu, hem de pek çok kez, ama kendisininki hiç onların arasında olmamıştı.
Bakın, neden hepimiz kardeş gibi değiliz? Neden en iyi yürekli insan bile sanki karşısındakinden her zaman bir şeyler saklıyor ve ondan sakınıyor? Sözlerinin boşa gitmeyeceğini biliyorsan neden içindekini hemen ve açıkça söylemiyorsun? Herkes olduğundan daha kapalı görünüyor ve sanki duygularını çok çabuk dile getirirse kendi duygularını incitmekten korkuyor...
Doğuştan kör olan bir çocuk, biri ona söyleyene dek kör olduğunu bilmez. O zaman bile, körlüğün ne olduğunu, ancak akademik tanımıyla kavrayacaktır. Ne kaçırdıklarını, sadece bir zamanlar görüp sonradan kör olanlar bilirler.
Ama gidiyorum çünkü bugün sahip olduğum her şeyi, elde ettiğim her şeyi, bir şekilde o zaman yaptıklarımıza borçluyum. Ne ekersen onu biçersin. Bedelini ödeme zamanı geldi. Belki bu yüzden Tanrı bizleri önce çocuk olacak şekilde tasarlamıştır; en önemli dersi öğrenene dek defalarca düşüp kendimizi yaralayacağımızı bildiği için. Ne alırsan bedelini ödersin, ancak bedelini ödediğin şeylerin sahibisindir... Ve sonunda, sahip olduğun şeylerin acısını senden çıkarırlar.