Algılayan makine ve görüntüye tepki teknolojileri üretim alanının vazgeçilmezlerine dönüştü. Burada fotoğraf teorisi, çağdaş kültürel eğilimlere cevap veren uygulamalı bir araştırma alanı olma yeteneğini onayladı.
Bu açıdan görüntü bir kelimenin, cümlenin veya paragrafın bir eşdeğeri olarak düşünülebilir. Görüntüleri belli bir sırayla birleştirmek; bir öykünün kompozisyonun ya da şiirin inşa edilmesine benzetilebilir.
Belgesel fotoğrafçının gerçeği yansıtması; gerçeği hissettirmek ya da gerçek olmayanın kaosundan gerçeğe yönelme arzusu canlandırmak amacıyla görüntülerle yorumunu yazması olarak düşünülebilir.
Fakat görüntüde süreç duygusu yaratabilmenin tek bir yöntemi yoktur. Bu nedenle bir şemsiye kavram olarak post belgesel fotoğraf; photo-text, fotomontaj, dijital montaj, sahnelenmiş belgesel ve hem dijital montaj hem de sahneleme unsurlarını bir arada kullanan farklı ekol ve yaklaşımları içermektedir.
Toplumsal formasyon da sosyalist bir dönüşüm gerçekleştirmek gibi radikal bir hedefle çıkmış olsalar da bir muhalefet ve direniş geliştirmedeki başarısızlıklarını bu noktada aramak gerekir. Yüzeysel betimlemeleri aşan yeni toplumsal belgeselcilerin, yüzeyi betimleyen geleneksel belgeselciler kadar politik açıdan başarılı olamamaları bu araştırmanın vardığı beklenmeyen bir sonuçtur. Bu paradoks, geleneksel belgesel fotoğrafın popülerliği ve alımlanmasındaki demokratiklik nedeniyledir.