Oyunlanı onlara bakıcıları öğretiyor ve bu oyunlar hep yararlı bir hizmet şeklinde oluyordu. Ama bu şeyler
olurken de bazı seyleri unutmaları gerekmişti: Sevinmeyi,hayal kurmayı ve heyecanlanmayı unuttular.
"Bazen böyle oluyor. Öğle vakti, sıcakta herkes uykuya dalmışken, tüm dünya berraklaşıyor. Tıpkı bir nehir gibi, anlıyor musun? Baktığında dibini görebiliyorsun."
Mrs. Moore, insan karakteri konusunda daha fazlasını biliyormuș da sőyleyemiyormuș gibi, hazin hazin, "Insan, insanoğlunun karakterini bilir, senin de dediğin gibi," dedi "Hem Ingilizler'in, hem Hintliler'in onun hakkında iyi șeyler sõylediklerini duydum, bana oyle geldi ki, o boyle bir şey yapamaz.
"Zayıflık bu anne, zayıflık."
"Görkemli bir zaaf!"
Bundan boyle kendisine böyle bir imkân tanınmayacağı için memnundu. Bilardosundan, ara sıra
oynadığı tenisten, McBryde'la șakalaşmalarından uzak kalacaktı ama doğrusu hep bu kadardı, zaten bir yere bağlanmazdi.