"Bugünlerde çıktım evimden. Seni yazmak için uzaklara gittim. Şu an güneşi batırıyorum. Uzaklara dalabiliyorum sadece, yoksa aklım fikrim sen. Şu an sadece yaşamak için varım. Sessizleştim. Susmak zorunda kaldım. Seyrediyorum dünya denen tiyatrodaki bu oyunu..."
...
"Ben inanıyorum. Sevgi her zaman üstün gelecek."
Bir kırık kalp hikâyesi... Bir aşk... Ama öyle fırtınalı, tutkulu olanlarından değil; gün batımı gibi... Hem hüznü, hem umudu, hem lezzeti barındıran bir aşk...
Ben bir aşk kitabı okudum ama kesinlikle kurgusal bir aşk romanı değildi. Yaralı bir gönülden yazılan mektuplardı, bir aşığın günlügüydü, bir vefasız sevgili için iç dökmeydi... Şayet aşk acısı çektiğim bir dönemde olsam her satırın altını çize çize okurdum.
Şayet hayatınızda bir aşk mektubu yazdıysanız, anlatım dilini de tahmin edersiniz. İçten, duru, olduğu gibi...
Ben, yazarın, bir gün o vefasız sevgilinin eline geçer de okur belki, yüzüne söyleyemediklerimi böyle söylemiş olurum gibi bir hisle yazmiş olduğunu hissettim. Doğrudur,değildir bilemem... Bir de mahlas kullanmış olması, sevgisi gibi adını da saklaması bana öyle hissettirdi belki
"Yoruldum, çok yoruldum. İnsanlara değer vermekten, kendimi onlara açmaktan, kayboluo gitmelerinden ve bir kez olsun bana benim istediğim gibi davranmamalarından yoruldum."
Yazarımızın kalemi daim olsun.
Ve bir gün aşkı bulabilsin...
MEYM.E.Y.