Centilmen Okur

Centilmen Okur
@centilmenokur
• Dünya ağır, kitaplar biraz olsun hafif. •
14 Mayıs
7 kütüphaneci puanı
26 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
Birileri beni kötü anlatırsa onlara inanın.. beni rahat bırakın..
1000Kitap
Reklam
Hayat… Beş kelime, iki gece… Öyle bakınca çok basit gibi görünür ama aslında insanın üzerine kara bir bulut gibi çöker. İlk anda sıradan bir söz öbeği gibi durur; dilinin ucuna gelir, söylenir ve biter sanırsın. Oysa bazı kelimeler vardır ki söylendiği yerde kalmaz, yankı olup insanın içinde dolaşır. Beş kelime dediğin nedir ki; bir çırpıda kurulur, bir nefeste dağılır. Ama o beş kelimenin ardında bir bekleyiş, bir suskunluk, belki de yıllarca biriktirilmiş bir kırgınlık saklıysa, işte o zaman basitlik yerini ağırlığa bırakır. İki gece dediğin nedir ki; takvim yapraklarında küçücük bir aralık, saatlerin arasında kaybolan kısa bir zaman dilimi. Fakat o iki gecede gözlerine uyku değmiyorsa, karanlık tavana bakarken düşünceler üst üste yığılıyorsa, insanın içi dışından daha karanlık bir hâl alıyorsa, zaman uzar, büyür, ağırlaşır. Hayat tam da böyle anlarda gerçek yüzünü gösterir. Gündüzleri kalabalıkların içinde saklanır, seslerin arasına karışır, telaşın ardına gizlenir; ama gece olunca, herkes sustuğunda, insanı kendi sesiyle baş başa bırakır. İçinde yarım kalmış cümleler dolaşır, söylenememiş sözler boğazına düğümlenir. Birine anlatmak istersin ama kelimeler kifayetsiz kalır; susmak istersin ama suskunluk daha çok bağırır. O kara bulut işte tam o an çöker üzerine; gözle görülmez ama ağırlığı hissedilir. Nefes alırsın, yetmez; gözlerini kapatırsın, düşünceler susmaz. Hayat, basit sandığın yerden yakalar seni ve der ki: “Ben sandığın kadar hafif değilim.” Sonra geçmiş gelir aklına; bir zamanlar kolay sandığın kararlar, çabucak söylediğin sözler, üzerinde durmadan geçtiğin anlar… Hepsi birer gölge gibi sıralanır zihninde. Gelecek de boş durmaz; belirsizliğiyle, ihtimalleriyle, korkularıyla kapıyı çalar. İki gecenin arasına bir ömür sığar bazen; bir insan değişir, bir
1000Kitap
Otuz üç, acele etmeyen bir yaştır. Ne “gençlik geçti” diye bağırır, ne de “artık her şey böyle” diye mühür vurur. Daha çok durur… Bakmanı ister. 33’te insan aynaya eskisi gibi bakmaz. Yüzünde yeni çizgiler aramaz sadece; bazı hayallerin neden hâlâ yaşadığını, bazılarının neden sessizce gittiğini fark eder. Kayıplar artık dramatik değildir; daha çok öğreticidir. Kazançlar da coşkulu değil, yerli yerindedir. Bu yaşta “olmak istediğim kişi” ile “olduğum kişi” ilk kez aynı odada oturur. Bazen susarlar. Bazen tartışırlar. Ama artık kaçmazlar birbirlerinden. 33, affetmenin yaşına yakındır. Herkesi değil belki… Ama kendini. Yanlış zamanlarda doğru insanları,
1000Kitap

Centilmen Okur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.·
2026 16. kitabı
Franz Kafka
7.3/10 · 63,8bin okunma