İstanbul

İstanbul
25 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
yaşam denen fırtınanın eninde sonunda tüm fırtınalar gibi huzur ve sessizlikle son bulacağını gösteren bir simgeydi bu
Açlık her yere hâkimdi. Yüksek binalardan fırlatılmış açlık, iplere asılı sefil giysilerdeydi; açlık onlara saman, paçavra, kâğıt ve tahta olarak yamanmıştı. Oduncunun kestiği odunların her bir parçasında açlık vardı. Açlık, dumanı tütmeyen bacalardan aşağıya bakıyor, çöplerinde tek bir yiyecek kırıntısının dahi olmadığı sokaklarda öylece dikiliyordu. Açlık, fırıncının raflarındaki birkaç kötü ekmeğin üzerine yazılı bir kayıttı, bir sosis dükkânında indirimli olarak satılan ölü köpek etinden yapılmış ürünlerdeydi. Silindir ocakta pişirilen kestanelerin arasında kuru kemiklerini takırdatıyordu açlık. Açlık, yalnızca birkaç damla yağla kızartılmaya çalışılan patatesin her dilimine yayılmıştı.
Çok uzun zaman önce çıkan bir sesin ölgün yankısı gibiydi.
Her insanın diğerleri için büyük bir sır ve muamma oluşu, üzerinde düşünülmesi gereken şaşırtıcı bir gerçektir.
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü; akıl çağıydı, akılsızlık çağıydı: inanç çağıydı, inançsızlık çağıydı; aydınlığın mevsimiydi, karanlığın mevsimiydi; umudun baharıydı, umutsuzluğun kişiydi; her şeyimiz vardı, hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz doğrudan cennete gidiyorduk, hepimiz doğrudan öteki tarafı boyluyorduk.