Ceren

7/10
·192 syf.··
2026 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 08:24
Merhaba, Frédéric Lenoir’un “Neşenin Gücü”, kişisel gelişim rafında dursa da felsefe ve psikolojiden beslenen bir metin. Yazar, Aristoteles’in eudaimonia fikri, Spinoza’nın neşe anlayışı ve Freud’un haz–ilke çerçevesi üzerinden neşe, mutluluk ve haz ayrımlarını sade bir dille anlatıyor. Stoacıların “kontrol edebileceklerimiz/edemeyeceklerimiz” ayrımını sık sık hatırlatıyor. Haz, dışsal uyaranlara bağlı ve yenilenmesi gereken geçici bir duygu; mutluluk ise belirli hedefler ve şartlar gerçekleştiğinde daha uzun soluklu bir hal. Neşe ise özellikle Spinoza’da rasyonel bir nedene ihtiyaç duymaksızın varoluştan taşan coşkulu bir artış olarak betimleniyor. Lenoir, modern insanın kontrol takıntısı ve tüketim odaklı mutluluk beklentilerini sorgularken, gerçek neşeyi “hayatta var olmanın” kendisine bağlar, neşeyi koşullara endekslememeyi öğütler. Benim için kitabın kıymeti, “sorunları yok sayalım” demek yerine, engellerin etrafında büyümeyi ve neşeyi problemlerden bağımsız, daha derin bir yaşam yönelimi olarak vurgulamasıdır. Güzel bir başucu kitabı olduğunu düşünüyorum. Herkese iyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Neşenin GücüFrederic Lenoir · Bilge Kültür Sanat · 2016259 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·282 syf.··
2023 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2023 01:16
Merhabalar, Bizim için hayat yaptıklarımız, yapmak istediklerimiz, vazgeçemediklerimiz ve hayal ettiklerimizle doludur. Yeni şeyler yaşamak, hayal ettiklerimizin peşinden gitmek istiyorsak belki de yaşama bir şans verip denemeliyiz. Her ne kadar güvenli alanımızdan çıkmak ve bilmediğimiz bir şeye adım atmak ürkütücü gelse bile denemeden, şans vermeden kısacası yaşamadan yeni anılar yaratmamız mümkün olmayacaktır. Bu deneyim güzel anılarla kötü anıları beraberinde getirecektir. Hayatta hiçbir şey hiçbir zaman saf iyi ya da kötü olamaz. Güzel ve kötü anıları harmanlayan bu deneyim sonunda bizi güldüren, içimizi sıcacık yapan bir anı olabileceği gibi içimizi burkan, yüreğimizi sızlatan bir anı olabilir. Fikrimce hayat bu şansı vermektir, denemektir sonuçları değildir. Tıpkı kitapta Bayan Elm'in de dediği gibi "Çünkü Nora, bazen öğrenmenin tek yolu yaşamaktır." Ana karakterimiz Nora ölüm ile yaşam arasında bir noktada ve önünde binlerce kitabın olduğu bir kütüphanede. Gece Yarısı Kütüphanesi, Nora'nın hayatı üzerinden aslında hayatta yaptığımız seçimleri, seçimlerimizin hayatımızı nasıl yönlendirebileceğini görmemizi sağlıyor. Kitabın sonlarından bir alıntı ile aslında kitabın ana fikrini paylaşmak isterim. "Kaçıp gitmek istediğiniz yerin kaçtığınız yerle aynı olduğunu görmek tam bir aydınlanmaydı. Hapishanenin bir yer değil, bakış açınız olduğunu anlamak. Deneyimlediği, birbirinden apayrı hayatlar içinde, en köklü değişim hissinin ancak kaçıp gitmek istediği hayatta yaşanabileceği, Nora'nın aldığı en garip dersti. Başladığı ve dönüp dolaşıp yine geldiği hayatta." Sevgiyle kalın.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2023 5. kitabı
·
63 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2023 13:10
Stoacının Günlüğü bir yıl boyunca her gün okunması için bir anekdot içeriyor. Bunlar Marcus Aurelius’un, Seneca’nın ve Epiktetos’un yazdıklarından yola çıkılarak Stoacı egzersizleri ve farklı farklı anektodları oluşturuyor. Ben kitabı çok merak ettiğimden fırsat buldukça sayfalarını kurcaladım ve güzel notlar aldım. Bir başucu kitabı olduğunu söyleyebilirim. Stoacılık temelinde kitapta bahsettiği gibi günlük yaşamımızdaki deneyimlerimize, olumsuz duygularımıza rağmen özdenetimin sağlanmasını öğütler. Hepimiz stres, hayalkırıklığı, utanç gibi yıkıcı duyguları yaşıyoruz fakat bu duyguların kökeni aslında bizim yaşadığımız olayları nasıl yorumladığımızdan ve ne kadar önemsediğimizden gelir. Stoacılığa göre etik ve ahlaki refahı geliştirmek birinci hedeftir ve doğayla iç içe olabilmektir. Stoacılığı üretken ve daha özdenetimli yaşamak için bir düşünce olarak tanımlarsak bu kitap güzel bir yol gösterici, ilgisi olanlara tavsiye ederim.
Stoacının GünlüğüRyan Holiday · Pegasus Yayınları · 20211,642 okunma
Kurguya yön veren bazı olaylar içerir.
9/10
·50 syf.··
2022 6. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2022 11:38
Mecburiyet bir Stefan Zweig kitabı ve farklı olarak ana teması savaş. Ana karakterimiz savaşa katılması beklenen bir sanatçı. Karakter savaşa katılmak istemiyor fakat bunu bir zorunluluk görüyor bu yüzden büyük bir ikilemde ve kendini esir alınmış hissediyor. Hatta "İnsan kendini kaçak hissettikten sonra hiçbir yerde özgür değildir, içerde ya da dışarda olmuş hiç fark etmez" diyor. Kitap boyunca karakterin ikilemini yaşıyorsunuz ve şu kısacık kitabı okuması oldukça yoğun ve yorucu bir hal alıyor. Bir erkeğin özellikle toplumsal normların ve savaşın olduğu, bir sürü kanın döküldüğü o dönemde öldürmekten yani savaştan kaçması, eşinin ona gösterdiği sabır, sevgi ve merhamet okurken okuyucuya da yaşatıyor. Savaşa katılmak üzere yola çıkan askerimiz sınırda gördüğü manzara karşısında savaşın ne olduğunu anlıyor ve "Tüm felaket ve sefalet ete kemiğe bürünmüştü" diye anlattığı savaştan yine kaçıyor. Bir zamanlar savaşın bir gereklilik olduğunu düşünen Stefan Zweig, bir tren yolculuğu esnasında savaşta ölen askerleri ve onların nasıl can çekiştiğini görüyor ve savaşın ne kadar anlamsız olduğunu fark edip savaş karşıtı biri oluyor. Bu yüzden fikrimce böyle bir kitabı Stefan Zweig'ın yazması çok anlamlı.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Kurguya yön veren bazı olaylar içerir.
8/10
·80 syf.··
2020 12. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2020 12:47
Stefan Zweig'in 1920 yılında yayımlanan psikolojik gerilim kitabı.Roman korku, suçluluk ve ihanet kavramları üzerine. Oldukça iyi psikolojik tahliller bulunmakta. Kitapta ana karakterimiz burjuva sınıfından bir kadın. Avukat eşi ile oldukça refah bir hayat süren fakat heyecandan yoksun olmaktan şikayetçi bir kadın. Bu şikayet onu ihanete yönlendiriyor. Yaptığı ihanetin bedeli ise ona çok şeyi öğretiyor. En önemlisi de korkuyu. Verdiği mesaja gelecek olursak sahip olduğumuz şeylerin kıymetini anlamak için onları kaybetme korkusu yaşamamız gerekebiliyor hatta sahip olduklarımızı fark etmemize dahi aracı olabiliyor. En etkilendiğim kısım aslında heyecandan yoksun olmaktan şikayetçi olan karakterimiz, kaybetme korkusunu yaşarken birçok detayı kaçırdığını, özen göstermediğini fark ediyor. Sekiz yıllık eşinin kitap okurken verdiği huzuru, çocuklarının şen kahkahalarını, evinde duran biblolarının güzelliğini…  Diğer kısım ise hayatının etrafını bir ağ gibi ören her gece gördüğü kabusların, eve tıkılıp kalmasının, söylediği yalanların ardı arkası gelmiyor ve o çırpındıkça ağ daha da güçleşiyor. İtiraf etmek yerine ölmeyi dahi yeğler hale geliyor. Korkunun böylesine güçlü olması ve ana karakterin tercihi farklı bir bakış açısı kattı bana. Okurken her duyguyu yine derinden hissettiren ve bir çırpıda biten bir Zweig kitabı.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,9bin okunma