Merhabalar,
Bizim için hayat yaptıklarımız, yapmak istediklerimiz, vazgeçemediklerimiz ve hayal ettiklerimizle doludur. Yeni şeyler yaşamak, hayal ettiklerimizin peşinden gitmek istiyorsak belki de yaşama bir şans verip denemeliyiz. Her ne kadar güvenli alanımızdan çıkmak ve bilmediğimiz bir şeye adım atmak ürkütücü gelse bile denemeden, şans vermeden kısacası yaşamadan yeni anılar yaratmamız mümkün olmayacaktır.
Bu deneyim güzel anılarla kötü anıları beraberinde getirecektir. Hayatta hiçbir şey hiçbir zaman saf iyi ya da kötü olamaz. Güzel ve kötü anıları harmanlayan bu deneyim sonunda bizi güldüren, içimizi sıcacık yapan bir anı olabileceği gibi içimizi burkan, yüreğimizi sızlatan bir anı olabilir. Fikrimce hayat bu şansı vermektir, denemektir sonuçları değildir. Tıpkı kitapta Bayan Elm'in de dediği gibi "Çünkü Nora, bazen öğrenmenin tek yolu yaşamaktır."
Ana karakterimiz Nora ölüm ile yaşam arasında bir noktada ve önünde binlerce kitabın olduğu bir kütüphanede. Gece Yarısı Kütüphanesi, Nora'nın hayatı üzerinden aslında hayatta yaptığımız seçimleri, seçimlerimizin hayatımızı nasıl yönlendirebileceğini görmemizi sağlıyor. Kitabın sonlarından bir alıntı ile aslında kitabın ana fikrini paylaşmak isterim.
"Kaçıp gitmek istediğiniz yerin kaçtığınız yerle aynı olduğunu görmek tam bir aydınlanmaydı. Hapishanenin bir yer değil, bakış açınız olduğunu anlamak. Deneyimlediği, birbirinden apayrı hayatlar içinde, en köklü değişim hissinin ancak kaçıp gitmek istediği hayatta yaşanabileceği, Nora'nın aldığı en garip dersti. Başladığı ve dönüp dolaşıp yine geldiği hayatta."
Sevgiyle kalın.