Dahası mesele her zaman egzersiz sırasında ne olduğu değildir. Mesele, egzersizlerini kaçırmayan bir insan olmaktır. İyi hissederken spor yapmak kolaydır ama içinizden gelmediği zamanlarda da, umduğunuzdan daha azını bile yapsanız orada olmak çok önemlidir. Spor salonuna beş dakikalığına gitmek performansınızı iyileştirmeyebilir ama kimliğinizi yeniden onaylar.
Zaman içinde daha iyi bir ruh hali, daha fazla enerji ve daha az stres gibi içsel ödüller etkilerini gösterir ve ikincil ödülün peşinde koşmayı daha az önemsersiniz. Kimliğin kendisi bir pekiştiriciye dönüşür. O alışkanlığı siz böyle bir insan olduğunuz için gerçekleştiriyorsunuzdur ve kendiniz olmak size iyi geliyordur. Bir alışkanlık, hayatınızın bir parçası haline geldikçe onu sürdürmek için dış teşviklere daha hızlı ihtiyaç duyar hale gelirsiniz. Teşvikler bir alışkanlığı başlatabilir. Kimlik ise sürmesini sağlar.
Bu yazı bir komando er mektubudur ve siz bu mektubu gazeteden okuyorsanız ölmüşüm demektir. Bir ailem olsaydı bu mektubu onlara yollamak isterdim ama yok.
Size koğuştaki ranzamdan yazıyorum. Şu an etrafımda Adana, Ağrı, Sivas, Edirne, Diyarbakır, Ankara, Antalya, İzmir, Urfa, Trabzon… Türkiye’nin dört bir yanından birbirini tanımayan ama birbirlerinin canını korumaya yemin etmiş bir sürü asker var. Birazdan operasyona gideceğiz, tek dileğimiz kayıp vermeden geri gelmek.
İlerde ölürsem eğer diye bir mektup yazmak çok zor. Aklına getirmek istemez ya insan ölümü, hani her zaman bir umut vardır ya. Askerliğim bittikten sonra yırtıp atacaktım bu mektubu ama şu an okuyorsanız yırtamadım demektir. Zaten pek de kalem tutmaz elim. Silah tutmayı daha iyi bilirim. Sizi korumam için siz öğrettiniz silah tutmayı.
Tuhaf olan siz bu mektubu okurken ben neden öldüğümü bile bilmiyor olacağım. Ya bir mayına bastım ya da yediğim birkaç kurşun. Bileniniz var mı ben nasıl öldüm?
Kışlada her televizyona bakışımda birbirinizi öldürdüğünüzü birbirinizin canını yaktığınızı gördüm. Müziğin sesini çok açtı diye komşusunu vuranlar. Gücü kadına yetenler. Cebindeki on lirası için adam vuranlar. Kız arkadaşına baktı diye alayını bıçaklayanlar.
Bileniniz var mı ben, kimi korumak için öldüm?
Eti az pişti diye garsona çıkışan adam; sen rahat uyu diye kurşunlar başımın üstünden geçerken ben dağda her bulduğumu kesip yedim.
Arabasını solladılar diye levyesini kapıp arabadan inen adam, beni bir çöp bidonuna atıp giden anam; söylesene ben kimin için öldüm?
Yetimhanede ve askerde en güzel şeyin ekmeğini bölmek olduğunu öğrendik biz. Peki size neyi bölmeyi öğrettiler?