Uzun soluklu ve karmaşık bir okuma. Birbirinden bağımsız insanlar, onların başlarından geçen olaylar ve hayatlarının bir kısmı. İstanbul’un tarihinde yaşananlar bu olayların aralarına serpiştiriliyor. Yazar bu kısa bölümlerden oluşan kitapta birçok konu hakkında eleştiriler yaparak düşüncelerini aktarıyor. Din, siyaset, insanlar… Kitabın beni içine çekemeyen negatif bir enerjisi var. Sürükleyen olay akışı yok ve hikâyeler yarım kalıyor. Çoğu zaman bırakmayı düşündüm ama aynı zamanda da merak ettim. Garip’in ismi gibi garip hikâyesi, Ali Öztürk’ün geçim uğruna başına gelenler, Serhat’ın IŞİD için uğraşları, Mustafa’nın hastalıklı düşünceleriyle hebâ olan ailesi, Nihat ile Gül üzerinden anlatılan alevi-sünni anlaşmazlıkları, Atıf Bey ve Atıfet Hanım’ın ilginç davaları, ellisinden sonra eşcinsel olduğunu öğrenen Mahinur Hanım, kibarlığıyla dillere destan Ergun Bey, Elmas Hanım’ın dertleri ve sosyetenin çirkin yüzü, Tekin Bey’in mütevaziliği, Hulusi Ağa’nın herkesi güldüren ve ortamı neşelendiren kişiliği, Üstad’ın çevresindekilerin sinirini bozan hareketleri, Zehra’nın astral seyahatleri ve bipolarlık süreci, Emre’nin yazarlık macerası, HH ile ilgili fantastik planları ve büyükannesinin değişik inançları, Taksim’de acımasızca uygulanan şiddet, İstanbul’un esir pazarları, katledilen köpekler, boğdurulan şehzadeler, maymun asker birlikleri, hüküm süren imparatorluklar ve daha neler neler… Okurken fark etmememe rağmen bittikten sonra çok dolu dolu olduğunu anladım.