aynı şekilde, kaybettikleri bir yakınlarını asla uykularında görmeyen kişiler, rüyalarında sürekli olarak, uyanıkken tanışmış olmanın bile fazla geldiği, sayısız çekilmez insanla karşılaştıkça, çileden çıkarlar. Acılarının nesnesini gözlerini canlandıramamanın yetersizliği içinde, neredeyse acı çekmemekle suçlarlar kendilerini.
Sevdiğimiz kişiye bakışımızdaki arayış, kaygı ve talep, ertesi gün için bir randevu umudunu bize verecek veya öldürecek olan sözü bekleyişimiz, bu söz söyleninceye kadar, aynı anda olmasa bile birbirini takip eden sevinç ve umutsuzluk hayallerimiz, bütün bunlar, sevilen varlık karşısındaki dikkatimizi fazlasıyla titrek bir hale getirdiği için, sevdiğimizin net bir suretini elde edemeyiz.
Birinci, ben her gün kendimi henüz el değmemiş, ancak ertesi gün başlayacak olan hayatımın eşiğinde sayarken, hayatımın aslında başlamış olduğu, daha da önemlisi, bundan sonraki kısmının, öncekinden pek farklı olmayacağıydı.
Diplomatik geleneklerin kimi faydaları vardır tabii, ama bu gelenekler, bu örnekte, onun ve bizim ülkelerimizi, nefes almanın mümkün olmadığı bir havasızlık ortamında yaşatmak gibi bir sonuç vermişti. Eh, bu durumda da, havayı temizlemenin bir yolu camları kırmaktır.