Sanki zihni, özünde bir parça dahi belirsizlik barındıran bir konuyu ya da zaman dilimini (mesela hafta sonu) alıyor, sırf net bir kalıba girmediği için tekrar tekrar aynı şeyleri gözden geçiriyor ve sonrasında her zihinsel planlama darbesiyle kilden yapılma o zamanı ya da konuyu daha tanıdık bir şekle sokmaya çalışıyordu.
Anlayacağınız üzere kaygı, insanların alışkanlıklarında gizleniyordu. Kendileri pek çok farklı alışkanlık geliştirerek o hislerle bağlantılarını koparmayı öğrenirken, kaygı bedenlerine iyice yerleşiyordu.
Oysa şimdi kendi sınırsızlığım içinde, yaşamı her zamankinden daha derin algıladığıma göre, bundan sonra hiç korkmamaya kararlıyım. İnsanın kendi kendinin yükünü taşıması, diğerlerinin yükünü taşımasından daha rahatlatıcı.