Bir deniz düşünün. Bu denizin bir kıyısında doğdu iseniz “necip millet” olarak, karşı yakasında doğdu iseniz “gavur” namıyla anılıyorsunuz. Bir dağ düşünün. Bu dağın güneşi uğurlayan cephesinde “yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadı”sınız güneşin doğuşunu karşılayan eteklerinde “… dölü”sünüz,. Bir toprak düşünün. Bu toprağın berisindeki bebekler “bizi aydınlık yarınlara taşıyacak olanlar” ötesindekiler “köpek gibi üreyen korkakların” doğurdukları. Coğrafya bize böyle bir denizden, böyle bir dağdan, böyle bir topraktan bahsetmiyor. Ama hepimiz ortak bir sanrıya inanan masal kahramanları gibi bunların varlığına koşulsuz inanıyoruz.
Malumunuz geçen Başakşehir takımının Avrupa kupası maçında hakemin, siyahi olan antrenör yardımcısı Webo’ya “şu negroya(zenci, siyah adam) kart göster” demesi üzerine ortalık karıştı. Takımımız takdir edilen bir duruşla ırkçılığa maruz kalan antrenörüne sahip çıktı, önce hakeme tepki gösterdi, sonrasında da maçtan çekildi. Gönülden bir tebrik. Ve sonrasında bütün ülkece ırkçılığa karşı olduğumuzun bir kez daha altını çizdik. Başakşehir takımının ırkçılığa karşı gösterdiği tepkilere devam etmeden önce birkaç hususa değinmek istiyorum.
Irkçılığa hayır! Alkışlar… Irkçılık her hal ve şartta hayır denmesi gereken bir şeydir. İnsanlığın yüz karası bir fikirdir. Allah ırkçılığın belasını versin. Çok güzel tepkiler bunlar. Ama ırkçılık nedir? Neye evet neye hayır diyoruz bilmek önemli. Şu an gündemdeki sınırlı manası ile tanımlarsak; “ırkçılık, siyahilere negro demektir(!). Ve ülkemizde ayrımcılık yapabilecek miktarda siyahi olmadığı için Türkiye’de de ırkçılık yoktur. Dolayısıyla “ırkçılığa hayır” demek de anamızın sütü kadar hakkımızdır. Ama yine de sözlüğe bakmakta fayda var. TDK şöyle tanımlıyor ırkçılığı “ İnsanların